Kitapları yurtdışında da satılan ünlü Gazeteci ve yazar Nalan Miri Sözer’in okurla kurduğu derin bağ ve çarpıcı anlatımıyla dikkat çekerken son romanı Levla 30. baskısına ulaşarak Türk edebiyatında önemli bir başarıya imza attı. Levla’nın dijital platformlarda dizi olmaya hazırlanırken, yazarı Sözer, Uşak Belediyesi’nin düzenlediği Kitap Fuarı’nda kitapseverlerle buluşacak.

Nalan Miri Sözer, son sekiz yılda yayınladığı Bir Hayat Mutluluk, Hayat 40’ta Başlar, ‘Life Begins at Forty’ ve Levla isimli kadınlara yönelik roman ve kitaplarım yurt içi ve yurt dışında okuyucularıyla buluşmaya devam etmektedir.

Nalan Miri Sözer’in 2018 yılında çıkan ilk kitabı ‘Hayat 40’ta Başlar’ Türkiye’de altı baskı yaptıktan sonra İngilizce’ye çevrilerek Avrupa ülkelerinde satışa sunuldu. Son romanı ‘Levla’ da merkezi kadın olan, yolculuklarla ve farklı hikayelerle beslenen bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Yazarın ki yıllık bir sürede İsviçre’de kaleme aldığı Levla, tekamülünü tamamlamaya, kendi olmaya, yalnızlığını kırmaya, ruh eşini bulmaya çalışan günümüz insanına ışık tutuyor.

30. BASKI: LEVLA ARTIK BİR ROMAN DEĞİL, FENOMEN

Artemis Yayınları’ndan çıkan ve yayınlandığı günden bu yana güçlü dili, derin karakterleri ve sarsıcı atmosferiyle geniş bir okur kitlesine ulaşan Levla romanı, her yeni baskısıyla edebiyat dünyasındaki kalıcılığını daha da perçinliyor. 30. baskı, kitabın sadece ticari bir başarıya değil, aynı zamanda duygusal bir bağa dönüştüğünün en güçlü göstergesi. İlk baskısından bu yana etkisini kaybetmeyen eser, yalnızca bir kitap değil; okuyucusunun zihninde ve kalbinde iz bırakan bir edebiyat deneyimi olarak görülüyor.

Bu özel baskı, hem sadık okurlar hem de romanla ilk kez tanışacaklar için önemli bir dönüm noktasıyla sunuluyor. Levla, okurunu bir kez daha kendisiyle yüzleştirirken, edebiyatın dönüştürücü gücünü de hatırlatıyor.

LEVLA BİZE NE DİYOR?

Kökleri Pera’da güçlü bir kadın karakter olarak okuyucunun karşısına çıkan Levla, sanatçı kişiliği, keşfetme arzusu, bitmeyen merakı, çıkmazları ve cevap aradığı sorularıyla yeni yolculuklara çıkıyor. Birbirini takip eden seyahatlerinde ondaki şeytan tüyü ise en büyük yardımcısı oluyor. Girdiği her ortamda kendini sevdiriyor, her yolculuk karşısına yeni insanlar ve kadim bilgiler çıkartıyor. Kısaca, Levla’nın içsel yoculuğu ile şekillenen roman, dünyanın farklı yerlerine yaptığı seyahatlerle derinleşiyor. New York’ta bir sergi açılışıyla başlayan macera, Viyana’dan Kapadokya’ya, Provans’tan Nepal’e kadar uzanan İstanbul’lu bir kadının kendini tanırken, tüm dünya erkeklerinin gizemli dünyasına doğru yaptığı keşifleri içeriyor. Levla’nın “içindeki erkeği kadına dönüştürme ve hayatın şifrelerini çözme” yolculuğu başta hayatı, insanı, kadını, erkeği, doğayı, tekamülü, ışık ilmini, ışık kuşağını, kendini ve aşkını arayan her kadının hikayesine dönüşüyor. İkonik öğelerle beslenen roman okuyucuyu sürekli teyakkuzda bırakıyor, her seyahat, hep bir macera ve öğreti barındırıyor.

30. BASKI BAŞARISI

İlk günden bu yana güçlü anlatımı, derinlikli karakterleri ve okurun zihninde iz bırakan atmosferiyle dikkat çeken eser, her yeni baskısıyla etki alanını genişletmeye devam ediyor.

Levla, yalnızca bir hikâye anlatmıyor; insan ruhunun en kırılgan, en karanlık ve en gerçekçi yanlarına ayna tutuyor. Yayımlandığı günden bu yana binlerce okurun başucunda yer edinen roman, kulaktan kulağa yayılan etkisiyle zamanda nadir görülen bir okur bağlılığı yarattı.

30.baskı, sadece bir sayı değil; direnen bir metnin, sadık okurların ve kalıcı edebiyatın güçlü bir simgesi olarak raflardaki yerini aldı

İLK’LERİ BARINDIRIYOR

Levla’nın içeriği kadar, kendi gibi üretim yolculuğu da o kadar ilginç ki; kapağının yine bir kadın olan illüstratör Ayla Acet tarafından Levla yazılırken kitaptan habersiz bir yıl önce kapağı çizmiş olması. ‘Kadın hayatın nefesidir, elinin hamuru ile mayaladığı evreni bir nefesle yeşerten, güzelleştiren, kök salandır’ felsefesiyle çizilen portre, kitap bittiğinde roman ile yollarının kesişerek kitabın kapağını tesadüfen bulmuş olması da çok ilginç.

Diğer tüm kitaplardan ayıran özelliği ise ayıran özelliği ise müzik ve edebiyatı birleştiren ilk roman olması. Romanda geçen tüm eserler, QR koduyla kitaba dahil edilerek okuyucunun eş zamanlı olarak müzikleri de dinleyebilmesini sağlıyor.

KISA ÖZET:

“Bir parfüm kokusu duyup hayatınızın aydınlanmasını yaşayabilirsiniz ya da kafanızı çevirdiğinizde gözünüze ilişen bir kitabın adı o an için karar vermenize yeter de artar bile…”

Uşak’ta tırın çarptığı yaya yaşamını yitirdi
Uşak’ta tırın çarptığı yaya yaşamını yitirdi
İçeriği Görüntüle

Başınıza gelen iyi ya da kötü her olay nihayetine erdirmediğiniz sürece karmaşık bir vaka olarak bir sonraki dönemin ön hazırlığı, size frekans atlatacak; çözülmeyi bekleyen bir bulmacanın ip ucu...

Levlâ, kendine dair düğümleri çözmeye koyulduğu bu yolculukta bir yandan ilişki, sadakat, özgüven ve farkındalığa dair yeni tanımlar bulurken diğer yandan aşkı, güvensizliği, insanın kendi olmasının anlamını sorguluyor.

Yaşamın tüm şifreleri yolunuzun üzerinde kıyıda köşede gizli. Ya kendinizi ıskalayarak öylesine yaşayıp gideceksiniz ya da kendi yaşamınızın baş kahramanı olacaksınız.

Nalan Miri Sözer, bu romanıyla okuruna kadın-erkek ilişkilerinin keşfedilmemiş dehlizlerine inerken ruhun olgunlaşma yolculuğunda şifreleri fark edip okuyabilme yetisi kazandırmayı amaçlıyor.

LEVLA Konusu:

Levla babasıyla, sevgilileriyle, erkek kardeşiyle, eski eşiyle geçmişte hep sorun yaşamış ve sonunda yalnızlığı seçmiş. Aslında sadece mücadele ederek iletişim kurabildiği karşı cinsi hiç tanımıyor ve bilmiyor. Kendini de kadın olarak tanıdığı pek söylenemez. Müzisyen, piyanist, hayatın şifrelerini kırmaya hevesli, keşfetmeye meraklı, gelişmeye açık derviş bir kadın olmasına rağmen konu erkekler, kadınlar, ilişki, aşk olunca tıkanıp kalıyor. Gün geliyor geçmiş yaşamında erkeklerle, hayatla ilgili sorunlarını kökten çözmesi gerektiğini İlmi Ledun temsilcisi bir adam sayesinde fark ediyor. Ona, bugüne kadar erkeklerle olan problemlerinin, anlaşmazlıklarının kadınlığı bilmemesinden kaynaklandığı söyleniyor. Çünkü önceki yaşamlarında hep erkek olarak dünyaya gelmiş ve ilk kez kadın olarak geldiği bu alemde aslında ne kadın olmayı biliyor ne de erkekleri tanıyor. Çünkü kadınlığını farkında olmadan erkek gibi yaşıyor.

İlmi Ledun alimi, mücadeleyi çok iyi bildiğini bu hayata ise akıl oyunları, stratejik taktikleri öğrenmek için geldiğini ve aslında çok önemli bir görevi olduğunu söylüyor. Erkekleri anlaması, erkeklere anlatması ve kendi hemcinslerine de ışık tutması için misyonu olduğunu fısıldıyor. Aynı zamanda da beyaz sakallı, çakır gözlü bir adamla büyük bir aşk yaşayıp, onunla yaşlanacağı sırrını da veriyor. İlmi Ledun üstadı Jamal’i onun mihmandarı oluyor ve Levla bu yolda bir maceraya çıkıyor. Bunu dünyayı gezerek yapması gerektiğine; böylece hayat arkadaşını da bulacağına inanıyor. Misyonunu seyahatle birleştirerek dünyadaki birçok erkekle; bakış açıları, bilinmeyenler, gerçekler, toplumsal farklılıklar gibi değerleri keşfetmek üzere yola çıkıyor. “Hem dünyanın her yerinde müziğimi yaparım, hem de yüreğimin götürdüğü yere giderek bu hayattaki tekamülümü tamamlamak üzere görevimi yerine getiririm” diyor. Karşısına çıkan başarılı iş adamları, sıradan insanlar, farklı öyküsü olan adamlarla ilginç bir serüven yaşıyor.

Bunun dışında kitaptaki aşk ilişkilerine baktığımızda büyük aşkı Ayaz’la hiçbir zaman tam olarak bir bağ sağlayamamıştır. Ondan sonra çok aşık olduğu Yiğit’in sadakatsizliği yüzünden çok acı çekmiştir. Arasında büyük bir çekim olan Vahan’la evlenmiş ama kocasından şiddet görmüştür. Bütün bu döngüyü kırmak ve kendini keşfetmek için çeşitli yolculuklara çıkmaya başlar.

İlk ziyaretinde New York’a giden Levlâ, burada gizemli fotoğrafçı Edward Lerman ile tanışmış, Ayaz’la ilgili kafasına takılan soru işaretlerini, bu özgür adamı dinledikçe çözmüştür. Yine New York’ta kendisiyle ilgili sorulara dair regresyon terapisi alır.

Kaynak: Haber Merkezi