Uşak’ın tarih kokan sokaklarında, geçmişin sessiz tanıkları bir bir gün yüzüne çıkıyor. Uşaklı araştırmacı Alp Arslan Dur, yıllar önce Selçikler Mezarlığı’nda keşfettiği bir kareyle 105 yıllık bir zaman yolculuğunu takip ediyor.
Dur’un aktardığına göre, 26 Haziran 1921’de bir Yunan fotoğrafçının objektifine takılan siyah-beyaz kare, sadece bir tarih belgesi değil, aynı zamanda geçmişten günümüze uzanan bir iz sürüş haritası niteliğinde. Fotoğrafın sol üst köşesinde yer alan Yunanca notta “Sivaslı’daki Türk Mezarlığı’nda Antik Yunan Eserleri” yazıyordu. Karedeki devasa antik blok, Sebaste’nin antik dünyasından kopup mezarlığa dikilmiş bir zaman kapsülü gibi duruyor.
Ancak fotoğrafın en dokunaklı parçası, hemen yanındaki Osmanlı kitabesi. Kitabede şöyle yazıyordu:
"Hüvel - Baki. Sene: 1303. Ziyaretten murat bir duadır, bu gün bana ise yarın sanadır. Merhume İmamzade Mehmet zevcesi Alime ruhuna Fatiha."
Dur, mezarlıkta adımlarını atarken 1921’den beri değişmeyen taşların sadakati karşısında etkileniyor: antik sütun başlıkları yosunlanmış halleriyle yerinde duruyor, Osmanlı mezar taşları ince uzun zarafetiyle yan yana dizilmiş, Selçuklu taşları ise vakur duruşunu koruyor.
“Elimi o antik bloğun soğuk yüzeyine koyduğumda, 1921’in o puslu gününde deklanşöre basan parmakla, bugün o taşa dokunan el arasında bir köprü kurulduğunu hissettim” diyen Dur, bu ziyaretle sadece Selçikler’de bir mezarlık gezmediğini, aynı zamanda geçmiş uygarlıkların hikayelerini kadraja sığdırdığını ifade ediyor.
Dur, Selçikler Mezarlığı’ndan ayrılırken, Alime’nin hatırasına saygı gösterip bir Fatiha bıraktı ve 105 yıl önce başlayan bu sessiz randevuyu tamamlamış oldu.