Günlük yaşamda birçok kişi aslında aç olmadığı hâlde bir şeyler yeme isteği duyabiliyor. Özellikle televizyon karşısında, bilgisayar başında ya da arkadaş sohbetlerinde yapılan atıştırmaların çoğu zaman gerçek açlıkla ilgisi bulunmuyor. Uşak’ta diyetisyenlik yapan Diyetisyen Sevgi Erdinç, bu durumun yalnızca fizyolojik değil, aynı zamanda psikolojik ve çevresel etkenlerle de yakından bağlantılı olduğunu ifade etti.
Beslenme davranışının yalnızca mideyle ilgili bir süreç olmadığını belirten Erdinç, insan vücudunda açlık ve tokluk mekanizmalarının oldukça karmaşık bir sistem tarafından yönetildiğini söyledi. Beyinde yer alan bazı merkezler ile hormonların, vücudun enerji ihtiyacını düzenleyerek yemek yeme zamanını belirlediğini dile getiren Erdinç, modern yaşam koşullarının bu doğal dengeyi zaman zaman bozabildiğini vurguladı.
Stres ve duygular yemek isteğini artırabiliyor
Günlük hayatın yoğun temposu, iş stresi ve duygusal dalgalanmaların yemek yeme davranışını tetikleyebildiğine dikkat çeken Erdinç, bazı bireylerin bu durumlarda yemekle rahatlama arayabildiğini ifade etti. Bu durumun bilimsel literatürde “duygusal yeme” olarak tanımlandığını belirten Erdinç, şu değerlendirmede bulundu:
“Üzüntü, stres, sıkıntı ya da can sıkıntısı gibi duygular bazı kişilerde yeme isteğini artırabilir. Yemek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir ancak bu durum alışkanlık hâline geldiğinde gereksiz enerji alımına ve kilo kontrolünde zorluklara yol açabilir.”
Farkında olmadan tüketim artıyor
Çevresel faktörlerin de bu davranış üzerinde etkili olduğuna değinen Erdinç, özellikle ekran karşısında yemek yemenin farkındalık düzeyini düşürdüğünü söyledi. Televizyon izlerken ya da telefon kullanırken yapılan tüketimin çoğu zaman kontrolsüz gerçekleştiğini belirten Erdinç, bu durumun “farkındalık olmadan yeme” olarak adlandırıldığını kaydetti.
Paketli atıştırmalıkların kolay ulaşılabilir olmasının da bu davranışı artırdığını dile getiren Erdinç, bireylerin çoğu zaman ne kadar tükettiklerinin farkına varmadığını ifade etti.
Sosyal ortamlar da etkili
Yemek yeme davranışının yalnızca fizyolojik bir ihtiyaç olmadığını belirten Erdinç, sosyal ortamlarda ikramların ve paylaşımların kişinin tok olsa bile yemek yemesine neden olabileceğini söyledi. Aile buluşmaları, arkadaş toplantıları veya davetlerde yemeğin çoğu zaman sosyal bir paylaşım aracı hâline geldiğini ifade etti.
“Gerçek açlık sinyallerini tanımak önemli”
Tokken yemek yeme davranışını azaltmanın en etkili yollarından birinin vücudun verdiği gerçek açlık sinyallerini tanımak olduğunu belirten Erdinç, fiziksel açlığın genellikle mide boşluğu hissi, enerji düşüklüğü ve konsantrasyon azalması gibi belirtilerle ortaya çıktığını dile getirdi.
Buna karşın duygusal veya alışkanlığa bağlı yeme isteğinin genellikle ani geliştiğini ve çoğu zaman belirli yiyeceklere yönelimle ortaya çıktığını belirten Erdinç, sağlıklı beslenmenin yalnızca tüketilen gıdalarla değil, yemek yeme nedenleriyle de ilgili olduğuna dikkat çekti.
Erdinç, “Bedenin verdiği sinyalleri doğru yorumlamak ve farkındalıkla hareket etmek dengeli beslenme alışkanlıklarının oluşmasına katkı sağlar. Yemek yalnızca açlığı gidermek için değil aynı zamanda kültürel ve sosyal bir davranıştır. Önemli olan bu dengeyi koruyabilmektir” dedi.