Genel

Uşak Müftülüğü; “Ahirette İmanın Kazandırdıkları”

”Ramazan Sohbetleri” köşemizin konuğu Uşak İl Vaizi Refik Öztürk Hocamız, “Ahirtte İmanın Kazandırdıkları” konusunu bizlere aktaracak

Abone Ol

Merhabalar kıymetli okuyucularımız,

Bu gün ahirete iman ve insana kazandırdıkları konusuna temas etmeye çalışacağız. Kuran-ı Kerim’de iman esasları detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Bunlardan birisi ise ahirete imandır.

“Dünya” kelimesi tek başına kullanıldığı yerlerde dahi, sanki yanında bir hayat sözcüğü varmış gibi, yani dünya hayatı şeklinde düşünülür. Bu da ister istemez, bir başka hayatın daha varlığını zorunlu olarak kabul etmek demektir ki, o da “ahiret hayatıdır.”

Kur’an-ı Kerim jeolojik olarak yer küreyi anlatmak üzere “arz” kelimesini kullanmıştır. Kur’an’da kötülenen, eleştirilen, yer küre olan dünya değil, hayat anlayışıdır. Yerilen bu hayat anlayışı da, ahireti unutturan, geri plana bıraktıran, ahireti hesaba katmayan bir hayat anlayışıdır. Kısacası insanı Allah’a kulluktan, O’nun sevgisinden ve ahiretin kazanılmasından alıkoyan şeyler kötülenmiştir. Kınanan dünya, Allah’ı, ahireti ve ibadetleri unutturacak kadar bağlanılan dünyadır.

İslam inancında dünya, bir İmtihan Yeridir. “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele! (Bakara, 2/155)

Dünya Ahiret Dengesi:

Allah’ın birbirinden kesin sınırlarla ayrılmamasını istediği şeylerden biri de dünya-ahiret ilişkisidir. Dünyayı ahiretten kopardığınızda, hırs insanın gözünü bürüyecek, hak mefhumu kaybolacak, sosyal adaletin tesisi imkansız hale gelecektir.

Ahiret adalettir, insanın dünyada yapıp-ettiklerinden ötede hesap vereceğini bilmesi/inanması, adil davranışın en büyük garantisidir. Dünya-ahiret bağlantısı çoğumuzun ezbere bildiği RABBENE duası ile şöyle dile getirilir:

“Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!” (Bakara, 2/201)

Dünya hayatının geçici olduğunu, aldatıcı olduğunu sık sık vurgulayan Kur’an hiçbir zaman çileciliği, boş vermişliği, dünyadan el-etek çekmeyi öğütlemez. Hayatın her alanında olduğu gibi Kur’an insanı bu alanda da dengeye davet eder.

Ne ki, sık sık ahirete iman konusuna yaptığı vurgular ve müminde uyandırmaya çalıştığı sorgu/hesap/cennet/cehennem kaygısı, dünya ve ahiret hayatının önemi ve süresi ile doğrudan orantılıdır.

Bu oranın dünya lehine bozulması dünya-ahiret dengesini koparacak, bu ise insandaki dünyevileşme zaafını kamçılayacak, dünyevileşen bir dünya ise adaletin yerine zulmün, hakkın yerine gücün, erdemin yerine ahlaksızın, fedakarlığın yerini bencilliğin hakim olduğu bir dünya haline gelecektir.”

Unutulmamalıdır ki, Ahiret de dünya da Allah’ındır. (Necm, 53/25) Kur'an, dünyanın geçici nimetlerine aldanmamamızı; dünya imkanlarıyla ebedi olan ahirete yönelmemizi istemektedir. (En'âm, 32) Kur’an’da hesap vermekten kaçmanın ve yaptıklarımızı orada gizlemenin mümkün olmadığını (Yasin, 36/65) ve hesapta kimseye haksızlık yapılmayacağı (Enbiya, 21/47), Allah’ın kimseye zulmetmeyeceği (Kehf, 18/49) fakat cezayı hak edenlerinde cezasını en şiddetli bir şekilde çekeceği gerçeği vardır (Nisa, 4/56) . Ayrıca Allah Teala kendimizi ve neslimizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem azabından korumamızı emretmektedir. (Tahrim, 66/6) İnancımıza göre iyilikleri fazla olan Müslümanlar cennete gireceklerdir. Orada sayısız nimetlere kavuşacaklardır. (Ra’d, 13/35; Saffat, 37/39-49) Kötülükleri fazla olan Müslümanlar ve kafir ve münafıklar ise cehenneme gidecekler, orada ölüm olmayacak (Ta-Ha, 20/74), ama sürekli acı bir azaba çarptırılacaklardır. (Bakara, 2/ 7, 10, 90; Nisa, 4/56; Maide 5/ 73, 94, Mülk, 67/6-8 )

Hesap verme şuurunun yani Ahiret inancının hayatımıza yansımasının dünya ve ahiret hayatımız için sayılamayacak faydaları vardır; Her şeyden önce Allah'ın yasakladığı fiiller, insana dünyada da zararlı olan fiillerdir. Ahiret inancına sahip olan kişi bu fiilleri işlediği takdirde Allah katında hesaba çekileceğini ve ceza çekeceğini düşünür. Dolayısıyla kimsenin görüp görmemesine bakmaksızın bu fiilleri işlemekten kaçınır.

Ahirete imanın faydalarını ayrıca şöyle sıralayabiliriz:

1-Dünyada yaptığı her amelin, ahirette mutlaka -mükafat veya ceza olarak- karşılığı olacağına inanan bir kimse, yaptıklarına dikkat edecek; kötü davranışlarına pişman olacak ve iyi davranışlara yönelerek, dünyada huzurlu ve mutlu yaşayacaktır. Ahirete iman ve hesap korkusu, daima iyi insan olmaya yöneltecek; böylece, iyi insanlardan oluşan, birbirinin hakkına riayet eden, kötülüklerden sakınan insanlardan meydana gelen barış ve huzur toplumu oluşacaktır.

2- Peygamber Efendimiz; "Ağız tadını kaçıran ölümü çok hatırlayınız," (Tirmizi, Zühd, 4) buyurmaktadır. Ölümü ve ahireti hatırından çıkarmayan insan, elindeki varlığın(malın-mülkün) geçici olduğunu da bilecek ve sahip olduğu dünya servetini kendisi ve diğer insanların huzuru için kullanacak ve bunun kendisi için bir ahiret ve ebedi mutluluk vesilesi olduğunun şuurunda olacaktır. Bu şekilde bencillikten de kurtularak diğergam olacak ve toplumsal dayanışma gerçekleşecektir.

3- Dünyada nice kötülükler, zulümler ve haksızlıklar yapıp kanundan kaçan ya da farklı yollara başvurarak suçunu gizleyen kötü kimselerin yaptıklarının yanlarına asla kâr kalmayacağına inanan mazlumlar ve bütün bir toplum; daima huzursuz yaşamak yerine sabırla mücadele etmeyi tercih edecek ve ilahi adaletin ahirette mutlaka tecelli edeceği inancıyla rahat yaşayacaktır.

4-Ahirete inanmayan kimselerde yok olup gitme duygusunun, insanın ruh dünyasında büyük bunalımlara sebep olmaktadır. Halbuki, ölümü yok oluş değil; sonsuz hayata açılan bir kapı olarak bilen bir mü'min; -dünyada ne kadar maddi sıkıntı çekerse çeksin- yaşama sevincini asla kaybetmeyecektir. Üstelik bu sıkıntılara sabrettikçe, ahiretteki mükafatının daha da artacağını düşünerek huzur ve neşe içinde olacaktır. Dünyada her şeyin, varlığın da yokluğun da, bir ilahi sınav gereği olduğuna inanan kişi; varlıkta da yoklukta da şükrederek Allah'ın rızasını (dolayısıyla cenneti) kazandığını bilir. Sıkıntı, hastalık ve çileye sabretmenin günahlarına kefaret olacağına inandığı için -hedefi de, daima ahiret yurduna yatırım olduğundan, ahirete iman, çile ve musibetlere tahammül gücünü artırır.

Rabbim ahirette yüzü ak olanlardan eylesin.