Uşak Belediyesi tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenen Kitap Fuarı, farklı sanat ve edebiyat alanlarından isimleri okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Fuara katılan değerli müzisyen, dizi ve film müziği bestecisi, akademisyen ve yazar Erdal Güney, Yeşil Sivaslı Gazetesi İnternet Haber Sitesi Muhabiri Gülcan Aydoğdu’nun sorularını yanıtladı.
Anamur doğumlu olduğunu belirten Güney, uzun yıllar film, dizi ve belgesel müzikleri üzerine çalıştığını, bunun yanında besteler ve konserlerle dinleyicilere ulaşmaya gayret ettiğini söyledi.
‘Sinema ile müzik arasındaki ilişki problemli bir ilişkidir’
‘Hatırla Sevgili’ ve ‘Elveda Rumeli’ gibi dönem dizilerindeki müzik çalışmalarına ilişkin konuşan Güney, bu projelerin yalnızca kendi adıyla anılmasının doğru olmadığını vurguladı.
Güney, söz konusu çalışmaların Kemal Sahir Gürel ve Hüseyin Yıldız ile birlikte yürütülen kolektif bir üretim süreci olduğunu belirterek, “Genellikle sahneye çıktığım için ve oradaki bestelerimi çaldığım için daha çok benim üzerimden tarif ediliyor. Bu çok doğru bir şey değil” dedi.
Film müziğinin yalnızca görüntünün arkasına müzik yerleştirmekten ibaret olmadığını ifade eden Güney, “Hareketli görüntüyle müzik arasındaki, yani sinemayla müzik arasındaki ilişki problemli bir ilişkidir aslında” sözleriyle bu alanın zorluğuna dikkat çekti.
Güney, müzik üretirken senaryo, dramaturji, görüntü, kurgu, oyunculuk ve yönetmenlik gibi pek çok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini anlattı.
‘Yanlışın üzerinden doğruyu oluşturmak daha öğretici’
Sanatta kusursuz bir çerçeve oluşturmanın mümkün olmadığını dile getiren Güney, kendi deneyimlerinden hareketle yanlışların da önemli bir öğrenme alanı olduğunu söyledi.
Üniversitede öğretim görevlisi olduğu dönemde özellikle ‘neyin yanlış olduğu’ üzerine konuşmanın doğruyu tanımlamaya yardımcı olduğunu belirten Güney, “Yanlışın üzerinden doğruyu da oluşturabilme çabası daha öğretici ve pratik gibi gelir bana” ifadelerini kullandı.
Film müziği üzerine uzun yıllara yayılan çalışmalarının da bulunduğunu aktaran Güney, önümüzdeki dönemde ‘Perdede Müziği Görmek’ adlı kitap çalışmasının yayımlanmasının planlandığını söyledi.
‘Saklımdasın’ için dikkat çeken yorum
Güney, yıllar geçmesine rağmen dinleyicilerin ilgisini sürdüren ‘Saklımasın’ adlı çalışmasının sırrını ise müziğin hafıza ve insan hayatıyla kurduğu bağ üzerinden anlattı.
Şarkının kardeşi Mustafa Güney’in bir cümlesinden ortaya çıktığını belirten Güney, eserin zaman içinde dinleyicilerin kendi hikayelerine dahil olduğunu söyledi.
“Müzik hafızayla ilgisi olan bir alandır. Koku gibidir” diyen Güney, insanların ortak duygularının şarkıların kuşaktan kuşağa taşınmasında etkili olduğunu ifade etti.
Şarkının hala farklı kuşaklar tarafından dinlenmesinden mutluluk duyduğunu belirten Güney, “İnsanların hayatına, kendi zamanlarına, zihinlerine, hafızalarına bir damga vurdu sanki. Ya da insanlar dinleyiciler bana izin verdi. Onun için çok minnettarım” dedi.
‘Kasabanın Akşam Halleri’ nasıl ortaya çıktı?
Edebiyata uzanan sürecini de anlatan Güney, ‘Kasabanın Akşam Halleri’ adlı kitabının pandemi döneminde başlayan bir yazı çalışmasının devamında ortaya çıktığını söyledi.
Kendisini doğrudan ‘yazar’ olarak tanımlamadığını belirten Güney, “Ben bir yazar değilim. Yazarlık başka bir durum. Ben aynı zamanda müzisyenim ama sanatçı olmak başka bir durum. O yüzden yazan kişi olarak kendimi tanımlıyorum” diye konuştu.
Kitabın okurlardan aldığı karşılığın kendisi için önemli olduğunu dile getiren Güney, okuyucuların “Biz de bunları yaşadık” demesinin çalışmanın en kıymetli taraflarından biri olduğunu ifade etti.
‘Geçmişe özlem duymak yerine neden böyle olduğunu düşünmeliyiz’
Müzik ve edebiyat arasında kendisini tek bir alana ait hissetmediğini belirten Güney, geleneksel müzikten geldiğini ve bağlama eğitimi üzerine uzun yıllar çalıştığını söyledi.
Sanatın farklı dallarının birbirinden uzak görünse de düşünsel açıdan ortak noktalar taşıdığını ifade eden Güney, çalışmalarında müzik, edebiyat ve sosyolojiyi bir arada ele almaya çalıştığını anlattı.
Güney, “Geçmişe doğru sürekli özlem duyarak ‘geçmişte böyle değildi, bu bayramlar’ demek yerine, bu niye böyleydi diye sorgulayıp bunun için zihnimizde bir alan açmak gibi bir derdim var” sözleriyle sanatın sorgulayıcı yönüne dikkat çekti.
Uşak Kitap Fuarı kapsamında okurlarla buluşmaktan duyduğu memnuniyeti de dile getiren Güney, söyleşinin sonunda Yeşil Sivaslı Gazetesi izleyicilerine sağlık ve zihin sağlığı diledi.
Güney, insanların yaşadıkları hayat üzerine daha fazla düşünmesi gerektiğini belirterek; “Demokratik bir Cumhuriyet içinde yan yana sporun, üretimin, kadının, doğanın, çocuğun, emeğin, bütün hepimize ait bizim dışımızda olanlara da ait bir duyarlılık geliştirmelerini temenni ediyorum” dedi.
Basın emekçilerinin çalışmalarının da önemli olduğunu vurgulayan Güney, röportaj aracılığıyla düşüncelerini okur ve izleyicilerle buluşturduğu için Yeşil Sivaslı Gazetesi’ne teşekkür etti.





