Bu köy tepelerin arasına kurulmuş, tepelerden kayalar yuvarlandığı için sanırım 30 yıl önce bu tepelere çelik tellerden kurulan ağlarla kayaların köylünün tepesine inmesi engellenmiştir.
Köy dediysem 270 kişinin yaşadığı 618 büyükbaş 1400 adet koyun ve keçinin yaşadığı küçücük bir yerleşim alanı. Şimdi köylülerin tabiriyle mallarının yayıldığı tepelere güneş enerjisi santralleri (GES) kurulmak isteniyor ve köylüler şiddetle karşı çıkıyor.
Aynı durum, Sivaslı ilçesine bağlı Yayalar köyü ve Banaz ilçesine bağlı Çiftlik köylerinde de söz konusu. Sanırım Yayalar köyü merasına GES kurulması için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED raporuna onay vermiş.
AK Parti Uşak Milletvekili Sayın İsmail Güneş, köylülere destek verenleri şovmenlikle suçlamış ve “Burada Bağbaşı köylerimizin mağdur olmaması için biz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Diğer taraftan tabii ki kanunlar var, nizamlar var.” buyurmuş.
AK Parti kuruluşunun ilk yıllarında Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.” Sözlerini hiç ağzından düşürmezdi. Sanırım 23 yıllık iktidarının son dönemlerinde bu güzel sözü unuttu.
Şimdilerde emekli maaşını, asgari ücreti az bulup karşı çıkanları
Köylerinde GES istemeyen köylülerden yana çıkanları şovmenlikle suçluyorlar.
Demek ki; insanı yaşatmaktan vazgeçmişler. Yeni bir model kurup devleti insansız yaşatacaklar.
“Efendim ülke olarak enerji açığımız var. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için GES, RES, VIZ, VAZ kurmak zorundayız.” diyorlar.
İyi de muhteremler, bu ülke insanın ete süte de ihtiyacı var. Etin kilosu olmuş bin lira. Sütün litresi 40-50 TL’den satılıyor.
Enerji yiyemiyoruz ki…
Bunca kazığı yiyorsak enerjiyi de bal kaymak yerine yeriz. Ama asıl mesele sonra nasıl çıkaracağız?
Bu hadiseden ben şunu anladım:
Ağalara, vekillere, şirketlere yasa var nizam var.
Köylüye, marabaya yok. Onlar yaşamasa da olur. (Valla şov yapmıyorum. Sadece gözlemlerimi yazıyorum. Kimse yanlış anlamasın)
Köylü, yani halk meralarına GES kurulmasını istemiyor işte. Daha ötesi var mı?




