ZEKAT, ÖNEMİ VE ŞARTLARI
İslam’ın beş temel esasından biri olan zekât; sadece bireysel bir arınma değil, aynı zamanda toplumsal adaleti tesis eden en güçlü ekonomik köprüdür. Kelime anlamı itibarıyla "temizlik", "bereket" ve "artma" manalarına gelen zekât; dini anlamda, belirli bir mal varlığına sahip olan Müslümanların, mallarının bir kısmını Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine devretmesidir. Hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınan bu mali ibadet, Kur’an-ı Kerim’de namazla birlikte zikredilerek önemine vurgu yapılmıştır. “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin...” (Bakara, 2/43, 110; Hac, 22/78; Nur, 24/56; Mücadele, 58/13; Müzzemmil, 73/20)
Kimler Zekât Vermekle Yükümlüdür?
Bir kimsenin zekât mükellefi sayılabilmesi için öncelikle; Müslüman, hür, akıllı ve erginlik (buluğ) çağına erişmiş olması şarttır. Ancak en kritik ölçüt "nisap" miktarıdır. Nisap; temel ihtiyaçlar ve borçlar haricinde sahip olunan 24 ayardan 80,18 gram altın veya buna eşdeğer nakit para, ticaret malı gibi artıcı nitelikteki zenginlik sınırıdır. Bu sınıra ulaşan ve üzerinden bir kamerî yıl geçen malın kırkta biri (%2,5) zekât olarak verilmelidir.
Hayvancılıkla uğraşanlar için oranlar değişmektedir. Örneğin 30 sığır için bir buzağı, 40 koyun veya keçi için bir koyun zekât verilmesi gerekir.
Toprak mahsullerinde ise "öşür" kuralı işler; masraflar düşüldükten sonra doğal sulama ile yetişen üründen onda bir, emekle sulanandan yirmide bir oranında pay ayrılır.
Temel İhtiyaçlar ve Muafiyetler
İslam hukuku, mükellefin hayatını idame ettirmesini esas alır. "Havâic-i Asliyye" denilen; barınılan ev, ev eşyası, giyecek, ulaşım aracı ve mesleki aletler zekâttan muaftır. Sanat ve mesleğin icrası için gerekli olan makine ve malzemeler de aslı ihtiyaç sayıldığından zekâta tabi değildir.
Ayrıca devlete ödenen vergiler, vatandaşlık görevi olduğu için dini bir yükümlülük olan zekât yerine geçmez; zekâtın ayrıca hesaplanıp hak sahiplerine ulaştırılması gerekir.
Paylaşımda Öncelik ve Sınırlar
Zekât verilirken "en yakın çevreden başlamak" esastır. Kardeşler, teyze, amca gibi akrabalar ve komşular önceliklidir. Ancak zekât; anne, baba, büyükanne, büyükbaba gibi usul ile çocuklar ve torunlar gibi fürua verilemez. Eşler birbirine zekât veremeyeceği gibi, Müslüman olmayanlara ve zenginlere de zekât vermek caiz değildir.
Manevi Temizlik ve Sosyal Dayanışma
Zekât, zengini cimrilikten, fakiri ise hasetten korur. Malı manevi kirlerden arındırırken, toplumdaki ekonomik uçurumları kapatır. Günümüzde zekât bizzat elden verilebileceği gibi, güvenilir yardım kurumları veya havale yoluyla da ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilir. Önemli olan, bu ibadeti bir "yük" olarak değil, malın bereketini artıracak kutlu bir "emanet" olarak görüp vaktinde yerine getirmektir. Zekâtın vaktinden önce verilmesi veya taksitlendirilmesi mümkündür; asıl olan ihtiyaç sahibine ulaşmasıdır