Dün İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmen ve bir öğrenci yaralanmıştı.
Daha sonra Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 44 yaşındaki öğretmen Fatma Nur Çelik yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.
Bugün Uşak’ta öğrencisi tarafından katledilen Fatma Nur Çelik öğretmen için yürüyüş ev basına açıklaması yapıldı. Ulu cami önünde toplanan Eğitim Sen, Eğitim İş, TEC SEN ve Hürriyetçi Eğitim Sen üyesi öğretmen ve eğitim çalışanları, Atatürk Anıtı önüne kadar ellerinde pankartalar ev sloganlarla yürüdü. Sloganlar, daha çok Milli Eğitim bakanı Yusuf Tekin’in istifası yönüne atıldı.
“ŞİDDETE KARŞI 1 GÜNLÜK İŞ BIRAKIYORUZ!”
İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmıştır. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan kıymetli meslektaşımız Fatma Nur Çelik yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir.
Öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm eğitim camiamıza başsağlığı diliyoruz. Yaralı öğretmenimize ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz. Bu vahim olay bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda güvenlik sorunu artık ertelenemez bir noktaya gelmiştir. Eğitim kurumları; şiddetin değil, bilimin, güvenliğin ve insan onurunun mekânlarıdır. Eğitim Çalışanlarının can güvenliğinin sağlanamadığı bir ortamda sağlıklı bir eğitim-öğretim sürecinden söz etmek mümkün değildir.
Yıllardır dile getirdiğimiz; Okullarda yeterli ve kalıcı güvenlik personeli bulunmaması, Rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin yetersizliği, Riskli durumlara yönelik önleyici mekanizmaların işletilmemesi gibi sorunlar bugün telafisi imkânsız acılar doğurmaktadır.
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet artık “münferit” denerek geçiştirilemez. Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumları derhal sorumluluk almaya çağırıyoruz.
* Okullarda kalıcı ve nitelikli güvenlik önlemleri derhal hayata geçirilmelidir.
* Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet, caydırıcı yasal düzenlemelerle ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
* Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli, risk taşıyan durumlar saldırıya dönüşmeden önce önlenmelidir.
* Olay tüm yönleriyle aydınlatılmalı, ihmali bulunanlar hakkında etkili bir soruşturma yürütülmelidir.
Yaşanan bu acı olay karşısında sessiz kalmayacağız.
Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası olarak; Fatma Nur Çelik öğretmenimizi uğurlamak, eğitimde artan şiddete dikkat çekmek ve güvenli okul talebimizi güçlü bir şekilde ifade etmek amacıyla Türkiye genelinde 1 (bir) gün süreyle iş bırakma eylemi gerçekleştiriyoruz. Eğitimde şiddete karşı susmayacağız.
Eğitim Sen Uşak Şube Başkanı Deniz Ertunç’ta konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan biri tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir.
Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık.
Fatma Nur ÇELİK öğretmenimizi unutmuyor, unutturmuyoruz!
Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz.
Ancak açıkça ifade ediyoruz:
Bu saldırı münferit değildir.
Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir.
Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir.
Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır.
Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir.
o Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
o Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir.
o Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır.
o Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır.
o Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır.
o Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir.
Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez.
Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz.
Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.
Yaşam haklarına, özgürlüklerine, geleceklerine sahip çıkmak ve ders vermek için bugün alanları dolduran bütün eğitim ve bilim emekçisi arkadaşlarla gurur duyuyoruz.”
Eğitim İş Uşak şube Başkanı Bülent Gün’de bir konuşma yaparak okullarda öğretmen ve öğrencilerin can güvenliği kalmadığını belirtti ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in okullarda güvenliği sağlayamadığı için istifaya davet etti.