Uşak’ta yeni adli yıl dolayısıyla Adliye binası önündeki Atatürk Anıtına Uşak Baro Başkanı Özgür Boz’un çelenk sunmasıyla başladı. Ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Törende Bir Konuşma yapan Uşak Baro Başkanı Özgür Boz, konuşmasına, “Yeni adli yılın başlangıcında, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın temsilcileri olarak; biz avukatların, mesleğimizin onurunu, hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerini ve adil yargılanma hakkının yaşamsal önemini kamuoyuna hatırlatma sorumluluğumuz bulunmaktadır.” diyerek başladı.
“Adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasından söz etmek mümkün değildir”
Hukuk devletinin ancak bağımsız bir yargı ve özgür bir savunma makamıyla var olabileceğini belirten Boz, “ Hukuk devleti ilkesi, bağımsız savunmanın varlığıyla mümkündür. Ne yazık ki bugün yargının bağımsızlığının zedelendiği, savunma makamının ise sistematik biçimde baskı altına alınmaya çalışıldığı bir ortamda adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasından söz etmek mümkün değildir. Son dönemde hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ihlal eden, yürütmenin yargı süreçlerine doğrudan müdahale ettiği duygusunu güçlendiren hukuka aykırı çok sayıda uygulama yaşanmaktadır. Hukukun temel ilkelerine aykırı kararlar, yurttaşların adalete ve hukuka olan güvenini derinden sarsmaktadır.” uyarısında bulundu.
“Ülkemiz, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde son sıralarda yer almaktadır”
Boz, “Mesleğimizi icra ettiğimiz yargı sisteminde hukuka güven alarm vermektedir. Nitekim ülkemiz, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde son sıralarda yer almaktadır. Yürütme temsilcilerinin başkanlık ettiği Hâkimler ve Savcılar Kurulu yapılanması kuvvetler ayrılığı ilkesini tartışmalı hâle getirmekte, coğrafi teminat düzenlemesinin yokluğu tabii hâkim ilkesini zedelemekte ve hukuka güveni sarsmaktadır.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının mahkemelerce göz ardı edilmesi, tutuklama şartlarının oluşmadığı durumlarda tutuklamanın bir cezalandırma aracı olarak kullanılması, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı gibi temel hak ve özgürlükleri ciddi şekilde zedelemektedir. Elbette mahkeme kararları eleştiriden muaf değildir. Ancak mahkeme kararlarının ne sebeple olursa olsun uygulanmaması, hukuk devletinde kabul edilemez. Belirtmek gerekir ki: “Bir ülkede devletin güvenliği ile hukukun güvenliği eş anlamlıdır. Devlet güvenliği adına hukuk güvenliğinin ortadan kaldırılması, demokrasi ve hukuk devleti için ileride onarılmaz yaralar açacaktır.” dedi.
“Mesleğini İcra Eden Avukatlar Yargılanmaktadır”
Boz, “Bu süreçte en kaygı verici hususlardan biri de avukatların yalnızca mesleklerini icra ettikleri için yargılanmalarıdır. Meslektaşlarımızın görevlerini yerine getirmelerinden ötürü soruşturmaya uğramaları, savunma hakkının doğrudan hedef alınması anlamına gelmektedir. Savunmanın yargılanması, gerçekte adaletin yargılanmasıdır. Tutuklama tedbirinin keyfî biçimde ve cezalandırma aracı gibi kullanılmasının; özellikle avukatların mesleki faaliyetlerinin suç isnadı hâline getirilmesinin, savunma makamının bütününe yöneltilmiş açık bir tehdit olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.
Avukatlık mesleğinin icrasını zorlaştıran hukuki, ekonomik ve sosyal engeller giderek artmakta; bu durum mesleğin onurunu derinden zedelemektedir. Avukatlar yalnızca mesleki faaliyetlerini icra ederken maruz kaldıkları baskılarla değil, aynı zamanda ağırlaşan ekonomik ve sosyal koşullar ile uğradıkları maalesef ölüme varan saldırılar, nedeniyle de ciddi bir varoluş mücadelesi vermek zorunda kalmaktadır.” İfadesini kullandı.
“Hukuk Fakülteleri mesleğin geleceğini tehlikeye düşürüyor”
Öngörüsüzce açılan hukuk fakülteleri, mesleğin niteliğini ve avukatların geleceğini ciddi biçimde tehdit ettiğini kaydeden Boz, “Bu yıl devlet üniversitelerinin hukuk fakültelerinin kontenjanlarının yaklaşık yarı oranda azaltılması olumlu bir adımdır; ancak yeterli değildir. Vakıf üniversitelerinin kontenjanlarının da aynı şekilde azaltılması, başarı sırasının en az 50 bine yükseltilmesi ve hukuk eğitiminin niteliğini artıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesi zorunludur.
Bu noktada, 23 Ocak 2025 tarihinde açıklanan 2025-2029 Yargı Reformu Stratejisi özel önem taşımaktadır. Belgede, serbest çalışan avukatlar, bağlı çalışan avukatlar, kamu avukatları, CMK ve Adli Yardım hizmeti veren meslektaşlarımız ile stajyer avukatlara ilişkin önemli hedefler yer almaktadır. Avukatların iş alanlarının genişletilmesi, bağlı çalışan avukatlar için mesleğin niteliğine uygun ücret rejimi oluşturulması, stajyer avukatlara destek sağlanması, bilgi ve belgeye erişim imkânlarının genişletilmesi, zorunlu müdafilik ödemelerinin niteliğe uygun hâle getirilmesi, kamu avukatlarının özlük haklarının düzenlenmesi, adli yardım ödeneğinin artırılması ve hukuk fakültelerinin niteliğinin yükseltilmesi öne çıkan başlıklardır.
Türkiye Barolar Birliği’nin ve baroların ısrarlı taleplerini içeren bu hedeflerin hayata geçirilmesi yalnızca mesleğimiz için değil, aynı zamanda toplumun adalete erişim hakkı bakımından da kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, reformların yasalaşma ve uygulama süreçlerinin yakından ve kararlılıkla takipçisi olunacaktır.
Ancak, bu hedeflerin hayata geçebilmesi için toplumda hukuka güvenin yeniden tesis edilmesi zorunludur. Bunun yolu yalnızca yeni yasalar çıkarmaktan ibaret değildir; aynı zamanda var olan yasalara tam anlamıyla uyulması, adil yargılama hakkı ve bağımsız savunmanın güçlendirilmesiyle birlikte, toplumun tamamını kucaklayan ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile basın özgürlüğü alanında güven artırıcı adımların atılmasından geçmektedir.
Bu yaklaşımın doğal uzantısı olarak, bağımsız yargının ve güçlü bir savunmanın teminatı, ekonomik ve mesleki açıdan güvenceli avukatların varlığıdır. Ekonomik ve mesleki güvenceden yoksun bırakılan bir avukatın etkin biçimde savunma yapabilmesi mümkün değildir. Savunma hakkının zayıflatıldığı bir sistemde ise adil yargılama hakkından söz etmek imkânsızdır.
Bağımsız savunmayı, meslek örgütlerimizin özerkliğini ve hukukun üstünlüğünü koruma yönündeki kararlılığımızı bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyor, Başta ülkemizin kurtarıcısı ve cumhuriyetimizin kurucusu ebedi ve tek başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aziz şehitlerimiz ve ebediyete intikal etmiş, adalet savunucusu meslektaşlarımızı rahmetle yad ederek, yeni adli yılın; bağımsız yargının güçlendiği, baroların özerkliğinin güvence altına alındığı, yargı mensuplarının ve toplumun tüm kesimlerinin adaletle buluştuğu, avukatların mesleki ve ekonomik sorunlarının çözüme kavuşturulduğu bir ADLİ YIL olmasını diliyoruz.” diyerek sözlerine son verdi.





