Gündem

Uşak’ta bulunan gizemli kent Pepuza nasıl yok oldu?

Araştırmacımız Alp Arslan Dur, Uşak’ta 1850 yıl önce var olan gizemli Hıristiyanlık mezhebi Montanizmin ve Pepuza kentinin nasıl yok olduğunu anlatıyor.

Abone Ol

Uşak’ta Kutsal Savaş: Pepuza’nın Mistiği ile Sebaste’nin Kılıcı

Anadolu’nun iç kesimlerinde, bugünkü Uşak ilinin sınırları içinde kalan topraklar, MS 2. yüzyıldan itibaren dünya tarihinin en ilginç ve sert dini çatışmalarından birine ev sahipliği yaptı. Bu çatışma, Banaz Çayı’nın iki yakasında yükselen iki farklı dünya görüşünün; Pepuza ve Sebaste’nin savaşıydı.

I. Ruhun İsyanı: Pepuza ve Montanizm (MS 150 – 350)

​Hikaye, MS 170 civarında eski bir Kybele rahibi olan Montanus’un, Pepuza yakınlarında "Kutsal Ruh" adına konuşmaya başlamasıyla başlar. Montanizm adı verilen bu akım, o dönemki hiyerarşik ve bürokratikleşmeye başlayan kiliseye bir başkaldırıydı.

Yeni Kudüs ve Kadın Peygamberler: Montanus, Priscilla ve Maximilla isimli iki kadınla birlikte hareket ediyordu. Onlara göre İsa Mesih, Pepuza ovasına inecekti. Bu yüzden Pepuza, sıradan bir şehir değil, "Yeni Kudüs" (New Jerusalem) idi.

Kadınların Liderliği: Dönemin kaynakları (Epiphanios, Panarion), Montanistlerin kadınlara piskoposluk ve rahiplik yetkisi verdiğini hayretle ve öfkeyle kaydeder. Pepuza, kadınların ruhani lider olduğu bir özgürlük alanıydı.

Aşırı Disiplin: Montanistler dünyadan el etek çekmiş, katı oruçlar tutan ve şehitliğe koşan insanlardı. Bu durum, Roma’nın düzenli toplum yapısını tehdit ediyordu.

II. Devletin Eli: Sebaste ve Resmi Kilise (MS 350 – 550)

​Pepuza’nın birkaç on kilometre doğusunda, bugünkü Sivaslı/Selçikler’de kurulu olan Sebaste, Roma İmparatorluğu’nun ve sonrasında Bizans’ın bölgedeki kalesiydi.

Piskoposluk Merkezi: Sebaste, resmi kilisenin (Annik-Konstantinopolis çizgisindeki Ortodoksluk) otoritesini temsil ediyordu. Pepuza’daki mistik hareketleri "aykırı/heretik" ilan eden piskoposlar burada yaşıyordu.

Görkemli Yapılar: Sebaste’de yapılan kazılar, burada devasa bazilikaların olduğunu göstermiştir. Bu kiliseler, halka "Doğru inanç buradadır, imparatorun inancı buradadır" mesajını veriyordu.

III. Büyük Çatışma ve Kanlı Final

​Resmi kaynaklar (Eusebios, Kilise Tarihi), Sebaste piskoposlarının Pepuza’yı susturmak için sürekli İstanbul’a mektuplar gönderdiğini yazar. 4. yüzyılda imparatorluk Hristiyanlaşınca, Pepuza için sonun başlangıcı geldi.

Efesli Yuhanna’nın Baskını (MS 550):

En trajik olay İmparator I. Justinianus döneminde yaşandı. İmparator, Montanizmi kökten bitirmek için Piskopos Efesli Yuhanna’yı görevlendirdi. Yuhanna, kendi notlarında Pepuza’yı nasıl yerle bir ettiğini şöyle anlatır:

​"Oraya vardığımızda, sapkınların en kutsal saydığı mağarayı ve manastırı bulduk. Montanus ve o iki kadının (Priscilla ve Maximilla) kemiklerini mezarlarından çıkardım ve tüm halkın gözü önünde ateşe verdim. Kiliselerini yıktım, kutsal metinlerini küle çevirdim." (Kaynak: John of Ephesus, Ecclesiastical History, Part 3)

​Bu baskın sırasında birçok Montanistin, inançlarını teslim etmektense kendilerini yanan kiliselerin içine atarak intihar ettikleri rivayet edilir.

IV. Sessizlik ve Kayboluş

​Pepuza fiziksel olarak yok edildikten sonra ismi unutuldu. Şehir "Kayıp Şehir"e dönüştü. Sebaste ise MS 7. yüzyıldaki Arap akınlarına kadar bölgenin parlayan yıldızı olmaya devam etti. Ancak savaşlar ve değişen ticaret yolları, Sebaste’nin de sonunu getirdi. 9. yüzyıla gelindiğinde her iki büyük merkez de sessizliğe bürünmüş, yerini daha küçük Türk yerleşimlerine bırakmıştı.

Anahtar Kaynaklar:

​Eusebius of Caesarea (4. yy): Historia Ecclesiastica - Montanizmin ilk yıllarını ve Sebaste gibi şehirlerin bu harekete tepkisini detaylandırır.

​Epiphanius of Salamis (4. yy): Panarion - Pepuza'daki kadın piskoposlar ve ayin şekilleri hakkında tek taraflı ama detaylı bilgiler verir.

​John of Ephesus (6. yy): Ecclesiastical History - Pepuza’nın yıkılışını anlatan en önemli birincil kaynaktır.

​William Tabbernee (2000'ler): Pepouza and Tymion - Şehrin keşif sürecini ve arkeolojik bulgularını içeren temel akademik eser.