“YETİMLER BİZE EMENETTİR”
Yetim nedir? Yetim, henüz buluğ çağına erişmeden babasını kaybetmiş, baba korumasından ve sevgisinden mahrum kalmış çocuk anlamına gelmektedir. Dünyamızın her yerinde çeşitli sebeplerle yetim kalmış çocuklar bulunuyor. Bu çocukların sahiplenilmesi ve korunması görevi ise bizim üzerimize düşüyor. Dinimizce yetimi gözetmek ve yetim sevindirmek Allah'ın en hayırlı kıldığı davranışlar arasına kabul edilmektedir. Yetimler Allah'ın gözdesi ve kıymetlisi olarak bilinmektedir.
Öyleyse sakın yetimi ezme! El açıp isteyeni de sakın boş çevirme! (Duha Suresi 10)
Bu ayetler, bizzat yetim büyüyen Efendimizin şahsında tüm insanlığa bir edep ve merhamet dersidir. Yetim, başı boş bırakılmış bir çocuk değil; topluma bir emanettir.
Peygamber efendimiz şehadet parmağı ile orta parmağını yan yana getirerek şöyle buyurmuştur.
Ben ve yetime kefil olan (onun bakımını üstlenen) kimse, cennette işte böyle yan yanayız.(BuhariTalak 25)
Diğer bir hadislerinde “Müslümanların evleri arasında en iyisi içinde kendisine iyi davranılan yetim bulunan evdir. En kötüsü de, içinde, yetim bulunup da kendisine kötü davranılan evdir.”(ibn Mace edep 6) buyurarak yetimlerin sıcak bir yuvada korunup gözetilmesini teşvik etmiştir.
Görüldüğü üzere burada önemli olan sadece onları barındırmak yani iaşe ve ibatelerinin sağlanması değil; barınma ile beraber onlara iyi davranılmasıdır. Bunun içindir ki, barındığı evde yetime iyi davranılmaz, maddî ve manevî bakımdan eziyete maruz bırakılırsa, bu tür bir barınma, İslam’ın istediği gerçek bir barındırma değildir.
Ayet-i kerimelerde yetimlerin hukukunu gözetmeyen kimseler uyarılmıştır. Şöyle ki, yetimlerin malını yemeye, gasp etmeye, onu kendine ait kötü malla değiştirmeye kalkışan velinin görev ve yetkisini kötüye kullanmış olacağı, dolayısıyla emanete hıyanet etmiş sayılacağı ifade edilmiştir.
Hadis-i şeriflerde ifade edilen yedi büyük günah arasında yetim malı yemek de geçmektedir. Efendimiz (s.a.s):
“Yedi helâk ediciden kaçının!” buyurmuş, Orada bulunan sahâbîlerin, “Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar nelerdir?” diye sormaları üzerine “Allah’a ortak koşmak, sihir (büyü) yapmak, Allah’ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, evli, namuslu ve hiçbir şeyden haberi olmayan kadınlara zina isnat etmektir.” buyurmuştur. (Buhari Vasaya 23)
Yetimlerle olan münasebetimizde şu 3 ilkeye sadık kalmalıyız.
1- İncitmeden vermek:
Yardımı bir lütuf gibi değil, üzerimizdeki bir borç gibi yerine getirmeliyiz.
2- Malını korumak:
Yetimin malı ateştir. Ona sahip çıkmalı, rüşdüne erene kadar adaletle muhafaza etmeliyiz.
3- Sevgiyle Beslemek:
Karnı doyan ama sevgi görmeyen çocuk mahzundur. Ona güzel söz ve tatlı dille muamele etmeli gönlünü her daim hoş tutmaya çalışmalıyız.
Yüksek duygulu, ince rûhlu mü’minlerin, yardıma muhtaç, kimsesiz ve himâyesiz yetimlerin yanında olmaları zarûrîdir. Mü’minin, muhtaçları arayıp bulması, maddî ve mânevî olarak onlarla ilgilenmesi, bilhassa onlara İslâm’ın güler yüzünü göstermesi îcâb eder. Yetimi ve muhtâcı arayıp bulan, onların başını okşayan Hazret-i Peygamberimizi düşünmelidir. Zîrâ Âlemlerin Sultânı Efendimizde bir yetimdi.




