5 Kasım 1923
Uşak Kazası'nın işgalden kurtulması sonrası yangından kısmi tahribat gören Milli Müdafaa Vekilliği’ne bağlı “Uşak Memleket Hastanesi” bulunmaktadır. Faaliyete geçirilen Uşak Memleket Hastanesi ile birlikte 800 yataklı bir askeri sahra hastanesi de tesis edilmiştir. Bu yoğun hareketlilik esnasında İzmir’den Uşak’a gönderilen 12 esir Yunan askeri hastada resmi olarak 5 Eylül 1922 tarihinde lekeli humma (tifüs) teşhis edilmiştir. Bu hastaneler yetmediği için zafiyet içinde bulunan esir hastaların tedavisi için Uşak’ta nekahethane açılmıştır. Zira esirler arasında sınırlı olarak tifo (karahumma), kolera, dizanteri, yaygın olarak ise lekeli humma (tifüs) görülmüştür. Uşak'ta lekeli humma (tifüs) salgınına karşı önlem hastaneler yetersiz kalınca açılan Uşak Nekahethanesi, Eylül 1922'nin ilk haftasında faaliyete geçirilmiştir. Ve Baştabip olarak Hilali Ahmer/Kızılay Cemiyeti hekimlerinden Bakteriyolog Doktor Kemal Muhtar (Özden) Bey atanmıştır. Mektebi Tıbbiye-i Şahane Başkâtibi Mehmet Muhtar Bey’in oğlu olan Dr. Kemal Muhtar Bey; Türk tıp tarihine damga vurmuş ünlü dermatolog Celalettin Muhtar Özden ile Atatürk'ün de doktorluğunu yapmış ünlü Farmakolog Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden'in kardeşidir. Dr. Kemal Muhtar (Özden), tıp kariyerinde özellikle bakteriyoloji ve aşı çalışmaları alanında tanınan bir hekimdir. 1922 yılı dolaylarında (Milli Mücadele dönemi ve sonrasında) ordunun ve cephe gerisindeki sağlık merkezlerinin ihtiyaç duyduğu bulaşıcı hastalıklarla mücadele ve klinik süreçlerde aktif rol oynamıştır.
Hâkimiyeti Milliye Gazetesi’nin 5 Kasım 1923 tarihli nüshasında Uşak Kazası’ndaki vaziyet şöyle aktarılmaktadır[i];
Uşak’ın işgal edilmesinden beri şehirde yaygınlaşan karahumma hastalığının daha da yayılmasını engellemek için Uşak, tifo mıntıkası olarak ilan edilmiş ve tifo aşısının tatbikine karar verildi. Lekeli Humma salgın hastalığın önüne geçebilmek için hemen Uşak’a müfettiş ve emraz-ı sâriye mütehassısları gönderildi. Baştabip Kemal Bey, salgın hastalığın önlenmesine kadar Uşak’ta kaldı. Hatta bu hastalıkla mücadele ederken Kemal Bey ile Yunanlı Tabip Yüzbaşı Damyanos lekeli hummaya yakalandılar. Sıhhiye heyetinin büyük bir gayreti neticesinde kısa sürede bu hastalık önlenebildi.
Dr. Kemal Muhtar Özden, Osmanlı döneminin son yıları ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında bakteriyoloji, koruyucu hekimlik ve kitlesel aşı üretimi alanlarında Türk tıp tarihine damga vurmuş öncü bir hekimdir. Milli Mücadele döneminde İstanbul işgal altında olmasına rağmen, şefliğini yaptığı laboratuar birikimi ve Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) vasıtasıyla, Büyük Taarruz sonrasında Uşak Kazası ve çevresinde baş gösteren lekeli humma (tifüs), çiçek, kolera ve tifo gibi ölümcül salgınlarla mücadele eden orduya ve esir kamplarına hayati aşı lojistiği sağlamıştır. Dr. Kemal Muhtar Özden’in biyografisi şöyle aktarılmaktadır[ii];
1874 (1291) yılında İstanbul’da doğan Kemal Muhtar Bey, Mektebi Tıbbiye-i Şahane Başkâtibi Mehmet Muhtar Bey’in oğludur. Tıp eğitimini 1899 (1317) yılında Mektebi Tıbbiyeyi Şahane’den mezun olarak tamamlamıştır. Mezuniyetinin ardından dönemin en prestijli tıp merkezlerinden biri olan Bakteriyolojihaneyi Osmani’de dünyaca ünlü Fransız bilim insanı Bakteriolog Dr. Maurice Nicolle’ün asistanlığını yapmıştır. Aynı dönemde Darülkelb (Kuduz) Hastahanesi’nde Bakteriolog Dr. Paul Ambroise Remlinger’in yanında da çalışarak her iki hocasından da uzmanlık sertifikalarını almıştır. Askeri tıp kariyerine Çatalca’da 1. Topçu Alayı Sertabipliği (Başhekimliği) ile başlayan Kemal Muhtar Bey, başarısıyla hızla yükselmiştir. 1326 (1908) yılında Bakteriyolojihane Şef Muavinliğine ve Mektebi Tıbbiye Bakteriyoloji Müderris Muavinliğine (Öğretim Üyesi Yardımcılığı) tayin edilmiştir. 1910 (1328) yılında Türk aşı tarihinin en kritik kurumu olan Telkihhane-i Osmanî Şefliğine (Osmanlı Aşı Evi Müdürlüğü) getirilmiştir. Bu görevinin yanı sıra Harbiye Nezareti 2. Şube Müdürlüğü vazifesini de yürütmüştür. Balkan Harbi esnasında cephe gerisinde büyük yararlılıklar göstermiş ve bir müddet Yanya Sultaniye Hastanesi Baştabipliğini üstlenmiştir. Telkihhane(Osmanlı Aşı Evi Müdürlüğü)’nde ki müdürlük vazifesini 1919 yılına kadar aralıksız sürdüren Kemal Muhtar Bey, 1920’de Askeri Kaymakam (Yarbay) rütbesindeyken emekliye ayrılmıştır. Cumhuriyet’in ilanının ardından, 1923 yılında İstanbul Sıhhiye (Sağlık) Müdürlüğüne getirilmiş, eş zamanlı olarak Hıfzıssıhhayi Umumiye Müdürlüğü uhdesine verilmiştir. 1924 yılında sağlık problemleri nedeniyle resmi devlet vazifelerinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Meslek hayatının sonraki yıllarında Türk Hekimleri Dostluk ve Yardım Cemiyeti tarafından Türk tıp dünyasının bilge büyüğü anlamına gelen "Şey-hül Etibba" unvanına layık görülmüş ve cemiyetin şeref başkanı seçilmiştir. Dünya tıp literatürüne kolera mikrobunun araştırılması, teşhisi ve tecridi için geliştirdiği ve kendi adıyla anılan özel bir besi yerini ("Kemal Muhtar Vasatı") kazandırmıştır. Dr. Kemal Muhtar Özden, 1958 yılında vefat etmiştir. Tıbbi Eserleri ve Çalışmaları; Manda malaklarından (yavrularından) çiçek aşısı istihzarı(Kitap) ve Çiçek Aşısı Ne İçin Tutmaz (Makale)’dir.
Hakimiyet-i Milliye, 5 Teşrin-i Sani 1923/5 Kasım 1923
Muhtar Tevfikoğlu, Akıl Muhtar Özden, Ankara 1996, s. 3-5



