Bulkaz Dağlarında maden çıkarılmasının büyük bir çevre felaketi olacağına dikkat çeken Uşak Murat Dağı Yok Olmasın Platformu Sözcüsü Funda Öz Akcura’ya Uşak Barosu eski başkanlarından Avukat Baki Kantar’da katıldı
Avukat Baki Kantar, Bulkaz Dağında maden çıkarıldığı takdirde, Uşak, Banaz, Afyonkarahisar, Hocalar, Denizli Çivril Işıklı Göl gibi üç ilde bulunan çok büyük bir alanın büyük bir çevre felaketi ile karşı karşıya kalacağına dikkat çekti.
Bulkaz Dağlarında yer alan Banaz ilçesine bağlı Ulupınar köyünden olan Kantar, vahşi madenciliğin Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar arasında bulunan Bulkaz Dağının kazılması halinde burada doğal yaşamın sona ereceğini öne sürdü.
“Bulkaz Dağı kazılıyor ciğerleri öbek öbek deşiliyor”
Dağın adının “Bulgaz Dağı ya da Bulkaz Dağı” gibi iki farklı şekilde telaffuz edildiğini kaydeden Kantar; “Nerededir bu dağ? Uşak Banaz, Sivaslı ilçeleri ile Denizli Çivril ilçesi Afyon Sandıklı ve kısmen Dinar ilçeleri ortasında yükselen bir dağdır. Bu coğrafyaya, temiz hava pompalayan su havzaları oluşturan, zirvelerinde aylarca kar eksik olmayan bir dağdır. Sırtını Akdağ'a dayamış adeta onunla omuz omuza dayanışmaya girmiş gibidir.
Göğsünde, geyiklerden, tilkilere, kartallardan serçelere kadar bütün canlılar özgürce dolaşır.
Bağrında kekik çeşitlerinden, sarı kantaron ,beyaz ve mor kantarona kadar ve pek çok endemik bitki barındıran bir ulu dağdır .
Şimdi karıncadan, kaplumbağaya kadar meşeden, ardıç ağaçlarına kadar yok edilme tehlikesi kapıya dayanmıştır.
Vahşi madencilik hırsı buraya da dadanmıştır. Bulkaz Dağı kazılıyor. Ciğerleri öbek öbek deşiliyor.
Pek çok noktada beyaz kırmızı şeritler ile çevrili olan, içinde makinalar, yüzlerce, belki de binlerce metre yerin dibine sondaj çalışması yapıyor.” şeklinde yakındı.
“Dağın adı Bul-kaz değil artık Kaz-bul oldu”
Kantar, “Adına Bul Kaz demişler. Bunlar Kaz Bul metodu ile dağın kalbine burgu salıyorlar. Kazıyorlar, kazıyorlar. Sonra aradığını buluyorlar. Tabiatın döngüsünü tersine okuyor, tersine sürüyorlar. Daha şimdiden doğadaki canlılar ürküp kaçmaya başladılar.
Bir adım sonrasında bölge ,Eşme Kışladağ'ı Erzincan İliç ve Kaz Dağlarının akıbetine dönecektir.
Hayat dağda başlamıştır. Ancak bu pervasızlıkla dağda bitirilecektir. Bu sonuca gidileceği yaşanmış örnekleriyle ispatlanmıştır.
Evet kurdun, kuşun, kadim yaşam alanları yok edilecek, yuvasından yurdundan edilecektir. Lakin bu iş bu kadarla da kalmayacaktır.
Köylerin, toprağı, suyu, havası zehirlenecektir. Kaza riskleri İliç' te olduğu gibi kemikleri eritecek kadar şiddetli bir tehlikeyi hep ve her zaman bünyesinde taşıyacaktır.” diyerek yaklaşan çevre felaketine dikkat çekti.
“Bir başka tehlike çevrede hiç içme suyu kalmayacaktır”
Asıl tehlikenin su rezervlerinin tükenmesi olduğuna dikkat çeken Avukat Baki Kantar, “Bundan da önce ve öte Uşak ' ta olduğu gibi su rezervlerini tüketecektir. Çevre içme suyu bulmakta sıkıntıya düşecektir.
Başta Ulupınar olmak üzere, Kavacık, Çöğürlü, Yazıtepe, İmrez, Kayli, Ahat, Susuz gibi Banaz' ın köyleri, Davılgı, Hocalar, Yavaşlar ve civarındaki Sandıklı köyleri, Özbeyli, Hanoğlu, Cinoğlu, Eldeniz gibi Sivaslı Köyleri, Gürpınar, Işıklı ve civarı Çivril yöresi yoğun etki alanında kalacaktır.
Evet, ÇED raporlarıyla böyle riskin olmadığı ileri sürülecektir. Çeşitli yörelerde ki çelişkili raporları görünce de bu raporların itibar kaybı olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır
Peki bütün bunların karşılığında ne elde edilecektir?
Para etmeyen bazı tarlalar ederinden fazla bedelle satın alınacaktır. Köylü biraz fazla para kazanacak Bununla gidip şehirden bir arsa bir ev alacaktır. Ancak köyünden olacaktır. Köyünden bir resme bakıp ağlayacak, ancak yüzü maskeli olarak ,mezar ziyaretine gidebilecektir.
Çevrede üç beş kişiye yüksek ücretli iş sağlanacaktır. Bu ücret çoluk çocuğun boğazından intizarlı lokma olarak geçecektir.
Yabancı şirket yüzde 96 kazancı alıp götürecek, yüzde 4’ü Türkiye' ye bırakacaktır.
Ha bir de tepkiyi önleme planı dahilinde bulduğu yerli, minik ortaklara bazı kazançlar sunacaktır.
Bir de kendilerine destek versin diye, bazılarına bir şey vermeyi de ihmal etmeyeceklerdir.
Falcılık yapmıyorum. Bunlar önceki benzerlerinin ortada olan görünenleridir.
Peki değer mi ?
Bu küçük menfaatler, bir vatan toprağının yad ellere sunulmasına değer mi?
Zamanın ve gelecek binlerce yıl ötesine kadar uzayacak bir doğa katliamına bu küçük menfaatler değer mi
Kuşun, kurdun, onca ağacın, katli vacip midir?
Bu vebali almaya, taşımaya değer mi?
Bilmem bilemem !
Bu soruların cevabını İliç' te cesedi dahi bulunmayan, kemiklerinin asitli toprakta eriyip buhar olan işçilerin geride kalanlarına sorup öğrenmek gerek. Soramıyorsanız kendi vicdanınıza sormanız gerek.
Vicdanınız razı değilse hukuk zemininde karşı çıkmak," dur" demek," durdurmak" gerekmez mi?” diye sordu.





