Uşak’ta danışanlarına yönelik beslenme çalışmaları yapan Sevgi Erdinç, son yıllarda bilim dünyasında öne çıkan “mikrobiyom” araştırmalarıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özellikle tatlı krizleri, kontrolsüz yeme isteği ve fast food bağımlılığı konusunda ezber bozan değerlendirmeler yapan Erdinç, bağırsak bakterilerinin insan davranışları üzerinde sanılandan çok daha büyük bir etkisi olduğunu söyledi.
Modern yaşamın getirdiği düzensiz beslenme alışkanlıklarının bağırsak florasını olumsuz etkilediğini belirten Erdinç, insanların çoğu zaman aç oldukları için değil, bağırsaklarında çoğalan zararlı bakterilerin gönderdiği sinyaller nedeniyle şekerli ve işlenmiş gıdalara yöneldiğini ifade etti.
“İnsanlar yıllardır kilo problemini yalnızca irade meselesi olarak görüyor. Oysa bağırsaklarımızda yaşayan milyarlarca mikroorganizma, hangi besini isteyeceğimizden ruh halimize kadar birçok süreci etkileyebiliyor” diyen Erdinç, özellikle rafine şeker ve beyaz un tüketiminin bazı bakteri türlerini beslediğini söyledi.
Bağırsaklarla beyin arasında güçlü bir iletişim hattı bulunduğunu belirten Erdinç, bu iletişimin vagus siniri aracılığıyla gerçekleştiğini anlattı. Zararlı bakterilerin bu sistem üzerinden beyne sinyal göndererek ani tatlı krizleri oluşturabileceğini kaydeden Erdinç, “Kişi kendini mutsuz, huzursuz ya da gergin hissediyor. Şekerli gıda tüketildiğinde ise kısa süreli bir rahatlama yaşanıyor. Bu durum çoğu zaman gerçek açlık değil, bağırsak florasının yönlendirmesi olabiliyor” dedi.
Sağlıklı bir mikrobiyom için lifli beslenmenin önemine dikkat çeken Erdinç, prebiyotik ve probiyotik açısından zengin gıdaların tüketilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle ev yoğurdu, enginar, pırasa ve yer elması gibi besinlerin dost bakterileri desteklediğini belirten Erdinç, düzenli ve dengeli beslenmenin yalnızca kilo kontrolü değil, zihinsel denge açısından da önemli olduğunu vurguladı.





