O kurban olduğum iki gözümün çiçeği canım Uşaklılarımın “Ağabey” diye başlayan kutlamaları yok mu? Canıma can katıyor. Hepsi iki cihanda da berhudar olsun. Herkes kutluyor da bir tek ben kutlamıyorum. Nedeni açıklamadan önce 10 Ocak çalışan gazeteciler Günü nasıl doğdu? Kısaca hatırlayalım.

4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvence sağlayan 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu'nun Resmî Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 10 Ocak günü, 1962'den itibaren bir kutlama günü olmuştur.

212 sayılı yasa ile kendilerine yüklenen sorumlulukları kabul etmek istemeyen 9 gazetenin patronu (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah gazeteleri) 212 sayılı yasanın ve Basın İlan Kurumu’nun oluşmasına ilişkin 195 sayılı yasanın mesleki sakıncalar doğuracağını iddia eden bir ortak bildiriye imza atarak gazetelerini 3 gün kapadıklarını duyurdular. “Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler, çeşitli protesto eylemleri gerçekleştirdiler ve halkı gazetesiz bırakmamak adına boykot boyunca “Basın” adlı bir gazete yayımladılar.

İşte 10 Ocak Gazeteciler Günü’de böylelikle doğmuş oldu.

Peki, ben neden kutlamıyorum? Çünkü, “Kenetlenmiş dişlerle özgürlük türküsü söylenmez.” Sözüne inanıyorum.

Şu anda cebinde akıllı bir telefonu, sosyal medyada sayfası olan herkes gazeteciliğe soyundu. Yaptığı iş doğru mu yalan mı bilen yok. Uşak’ta gazetecilik hiç bu dönem kadarki kadar rezil rüsva olmadı.

Para alamayan sosyal medya sayfasında para alamadığı kurum ve kişiye istediği şekilde sallıyor.

Adını yazmayan pislikler, gazeteci ayağına ortalıkta dolaşıp baş köşeye kuruluyor.

Herifin sabıka kaydını sıralasan hiç açılmadık bir tuvalet kağıdı rulosu olur. O kadar yani.

Diğer insan taklidi yapmış br yaratık gibi.

Öbürü sahtekâr, insanları kandırmayı, paralarını çarpmayı marifet sanıp utanmadan başkanım diye gezer.

Eşme’de Bir Kişi Canına Kıydı
Eşme’de Bir Kişi Canına Kıydı
İçeriği Görüntüle

Kimi çeteye karışır, kimi bilmem ne örgütüne…

Uşak Valisi Sayın Dr. Naci Aktaş’a bu konuda gerçekten minnettarım. Gerçek gazeteci ve gazeteci olmayanları, yukarıda saydığım pislikleri ayırdı da valiliğin basın toplantılarında rahat ettik. (Tabi içlerinde çok sevdiğim temiz ve dürüst bir elin parmağını geçmeyecek sayıda canlarım da var. Lütfen onlar bu yazıdan alınmasın. Başta 40 yıllık Can dostum İzzet Dönmez, Rağıp Bayraktar, Ahmet İtil, Ahmet Kozak gibi)

Mesleki anlamda beni sevindiren bir diğer gelişme de Basın İlan Kurumu (BİK) İzmir Bölge Müdürlüğüne Sayın Osman Başeğmez’in atanması oldu.

17 yıllık gazetecilik geçmişine sahip olan Başeğmez, uzun yıllar NTV’nin Konya Temsilciliği’ni yürüttü. Ardından Konya Ticaret Odası ve KTO-Karatay Üniversitesi’nde basın müşavirliği yaptı. 2011’de BİK Kayseri Şube Müdürü, 2015’te Bursa Şube Müdürü, 2020’de ise Diyarbakır Bölge Müdürü olarak görevlendirildi. Diyarbakır’da kurumun hizmet alanını Batman, Mardin, Siirt, Şırnak gibi illeri kapsayacak şekilde genişletti. 2023’te yeniden Bursa’ya dönen Başeğmez, Balıkesir ve çevresinde de aktif rol aldı.

1977 Konya doğumlu olan Osman Başeğmez, lisans eğitimini iktisat, yüksek lisansını ise halkla ilişkiler alanında tamamladı. Yüksek lisans tezini “Basın İlan Kurumu’nun yerel basının gelişimine katkısı” üzerine hazırlayan Başeğmez, ayrıca Erciyes Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak ders verdi.

Bu kadar basının içerisinde olan ve akademik çalışmasından başka BİK’in de her basamağını alnın teriyle tırmanmış bölge müdürümüzün mesleğimiz açısından çok işler yapacağına inanıyorum. Hızır elinden tutsun.

Gün gelir, genç, bilgili, mesleğini seven gazeteciler, inşallah bu güzel mesleği yine hak ettiği yerlere yeniden getirir.

O gün gelene kadar bayram mayram yok.

Muhabir: SALİH KILINÇ