Uşak’ta diyetisyenlik yapan Sevgi Erdinç, pandemi sonrası dönemde toplumda hızla yayılan ve Covid-19’a benzer belirtiler gösteren hastalıkların arttığına dikkat çekti. Erdinç, son aylarda birçok kişinin boğaz ağrısı, geçmeyen öksürük, halsizlik ve uzun süren yorgunluk gibi şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirterek bunun tek bir virüse bağlı olmadığını ifade etti.
Uzmanlara göre pandemi resmen sona ermiş olsa da solunum yolu hastalıklarının etkisi hâlâ hissediliyor. Diyetisyen Erdinç, günümüzde yalnızca COVID-19 değil; Influenza, Respiratory Syncytial Virus ve benzeri birçok solunum yolu virüsünün aynı anda dolaşımda olduğunu söyledi. Bu durumun özellikle mevsim geçişlerinde bağışıklık sistemini zorladığını belirten Erdinç, hastalıkların daha sık görülmesine ve iyileşme süresinin uzamasına neden olabildiğini dile getirdi.
Pandemi döneminde uzun süre maske kullanımı, sosyal mesafe ve izolasyon gibi alışkanlıkların bağışıklık sisteminin mikroorganizmalara verdiği yanıtı değiştirdiğini belirten Erdinç, “Pandemi sonrası dönemde bağışıklık sistemi yeniden bir uyum sürecine girdi. Bu nedenle bazı kişiler eskisine göre daha sık hastalanabiliyor veya hastalığı daha uzun sürede atlatabiliyor” dedi.
Toplumda sıkça dile getirilen “doğal antiviral besinler” konusuna da değinen Erdinç, zencefil, sarımsak veya zerdeçal gibi gıdaların bağışıklık sistemini destekleyebileceğini ancak bunların doğrudan tedavi edici ilaçlar gibi düşünülmemesi gerektiğini vurguladı.
Erdinç, sarımsakta bulunan allisin, zencefildeki gingerol ve yeşil çaydaki polifenol gibi bileşenlerin laboratuvar çalışmalarında virüslerin çoğalmasını baskılayıcı etkiler gösterebildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu besinler bağışıklık sistemini destekleyebilir ancak onları doğal antiviral ilaç olarak görmek doğru değildir. Gerçek antiviral tedavi yalnızca hekim kontrolünde kullanılan ilaçlarla sağlanır.”
Bağışıklık sisteminin desteklenmesinde mucizevi tek bir besin olmadığını ifade eden Erdinç, sağlıklı bir yaşam tarzının önemine dikkat çekti. Özellikle yeterli protein tüketiminin bağışıklık hücrelerinin üretimi için kritik rol oynadığını belirten Erdinç, günlük beslenmede yumurta, yoğurt, et ve baklagillerin yer alması gerektiğini söyledi.
Bağırsak sağlığının da bağışıklık sistemiyle doğrudan ilişkili olduğuna değinen Erdinç, yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaların bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek dolaylı koruma sağladığını belirtti.
Vitaminler arasında özellikle Vitamin D eksikliğinin enfeksiyonlara yatkınlığı artırabildiğini ifade eden Erdinç, takviyelerin gelişigüzel değil, ihtiyaç doğrultusunda kullanılmasının önem taşıdığını söyledi.
Bağışıklık sistemini etkileyen en önemli faktörlerden birinin dinlenme olduğunu vurgulayan Erdinç, uykusuzluk, yoğun stres ve yetersiz sıvı tüketiminin hastalık sürecini uzatabileceğini belirtti.
Uzmanlar, özellikle mevsim geçişlerinde dengeli beslenme, düzenli uyku ve yeterli sıvı tüketiminin solunum yolu hastalıklarına karşı en güçlü savunma mekanizmaları arasında yer aldığını ifade ediyor.
Diyetisyen Sevgi Erdinç, sözlerini şöyle tamamladı: “İçinde bulunduğumuz bu yeni dönemde hastalıklarla mücadele yaklaşımımızı da güncellememiz gerekiyor. Mucize çözümler yerine bilimsel gerçeklere dayanan, dengeli ve sürdürülebilir alışkanlıklar edinmek hem bireysel hem toplumsal sağlık için en doğru yaklaşım olacaktır.”




