Uşak’ta danışanlarına verdiği beslenme eğitimleriyle tanınan Sevgi Erdinç, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bayram sofralarında sürekli tekrarlanan “az yiyin”, “tatlıdan uzak durun”, “eti sınırlayın” gibi klişe önerilerin toplum üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Erdinç, modern beslenme biliminin artık yasakçı yaklaşım yerine sürdürülebilir dengeyi savunduğunu söyledi.
Bayram dönemlerinde insanların sadece yemek tüketmediğini, aynı zamanda kültürel bağlarını güçlendirdiğini belirten Erdinç, “Kurban Bayramı bizim toplumumuzda sadece bir beslenme süreci değil; paylaşmanın, bir araya gelmenin ve geleneklerin yaşatılmasının en güçlü sembollerinden biridir. Bu nedenle insanlar sofrada sadece yemek yemiyor, aynı zamanda aidiyet hissini de yaşıyor” dedi.
“Yasaklar İştahı Daha Da Artırıyor”
Beslenme psikolojisi üzerine yapılan güncel araştırmalara dikkat çeken Erdinç, katı diyet listelerinin tam tersine kontrol kaybına neden olabileceğini vurguladı. Beynin yasaklanan besinlere karşı daha yoğun istek geliştirdiğini belirten Erdinç, özellikle bayram dönemlerinde insanların kendilerini baskı altında hissetmemesi gerektiğini söyledi.
“Bir kişiye sürekli ‘tatlı yeme’, ‘kavurmaya dokunma’ dediğinizde beyin bunu ödül mekanizmasıyla ilişkilendiriyor. Bu da kişinin bir noktadan sonra çok daha fazla tüketmesine neden oluyor. Asıl önemli olan porsiyon kontrolünü bilinçli şekilde yönetebilmek” ifadelerini kullandı.
“Taze Et Sindirimi Zorlaştırıyor”
Bayramın ilk günlerinde yaşanan mide rahatsızlıklarının yalnızca fazla yemekten kaynaklanmadığını söyleyen Erdinç, yeni kesilmiş etin biyolojik yapısına dikkat çekti. Kesim sonrası ette oluşan “ölüm sertliği” nedeniyle sindirimin zorlaştığını belirten Erdinç, özellikle ilk günlerde etin yanında lifli besinlerin mutlaka tüketilmesi gerektiğini söyledi.
Bol limonlu roka, tere ve yeşillik ağırlıklı salataların sindirim sistemini rahatlattığını ifade eden Erdinç, “Mesele eti tamamen hayatımızdan çıkarmak değil. Önemli olan tabağın diğer yarısını doğru yönetebilmek” diye konuştu.
“Israr Kültürü Sağlıklı Beslenmeyi Zorluyor”
Özellikle Anadolu şehirlerinde misafirperverliğin yoğun şekilde yaşandığını belirten Erdinç, bayram ziyaretlerinde vatandaşların yoğun ikram baskısıyla karşılaştığını söyledi. Sürekli yemek teklif edilmesinin kişiyi fizyolojik olarak zorladığını ifade eden Erdinç, hızlı yemek yemenin hormonal dengeyi bozduğunu anlattı.
Vatandaşlara “kibar sınır koyma” önerisinde bulunan Erdinç, insanların kendilerini suçlu hissetmeden “tokum” diyebilmesi gerektiğini belirtti.
“Birkaç Günlük Sofra Kimseyi Hasta Etmez”
Bayram sonrası yaşanan pişmanlık hissinin gereksiz olduğunu vurgulayan Erdinç, sağlıklı yaşamın tek bir öğünle bozulmayacağını söyledi. Asıl önemli olanın bayram sonrasında yeniden dengeli rutine dönmek olduğunu belirten Erdinç, şu ifadeleri kullandı: “Birkaç günlük bayram sofrası kimseye kalıcı kilo aldırmaz. İnsanları zorlayan şey, bayramdan sonra eski düzenine dönememek oluyor. Bu yüzden vatandaşlarımız sofrada korkuyla değil, bilinçli dengeyle hareket etmeli. Sevdikleriyle geçirdiği anın tadını çıkarmalı.”




