Uşak’ta özel güvenlik görevlisi bıçaklandı
Uşak’ta özel güvenlik görevlisi bıçaklandı
İçeriği Görüntüle

Uşak’ın doğal zenginlikleri arasında gösterilen Elma Dağı, hem özgürce dolaşan yılkı atları hem de bölge köylüsünün geleneksel hayvancılık faaliyetleriyle gündeme geldi. Uşak’ın tarihi fotoğrafları ve yerel hafızasına ilişkin paylaşımlarıyla tanınan Alp Arslan Dur, Elma Dağı’nın yalnızca bir doğal alan değil, aynı zamanda kentin kültürel ve ekolojik mirasının önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

Dur, bölgede yaklaşık 150 yılkı atının yaşamını sürdürdüğünü belirterek, bu atların kaç kuşaktır Elma Dağı’nda bulunduğunun tam olarak bilinmediğini ancak her yıl sürüye katılan yeni tayların, bölgedeki doğal yaşam döngüsünün devam ettiğini gösterdiğini ifade etti.

“Yılkılar Uşak’ın Yaşayan Mirası”

Elma Dağı’nın yıllardır özgürce dolaşan yılkı atlarına ev sahipliği yaptığını belirten Dur, bu hayvanların yalnızca doğal yaşamın bir unsuru olmadığını, aynı zamanda Uşak’ın yaşayan doğal mirası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yılkı atlarının fotoğraf tutkunları, doğaseverler ve ekoturizm meraklıları için büyük bir değer taşıdığına dikkat çeken Dur, Türkiye’nin farklı bölgelerinde benzer doğal oluşumların turizm açısından önemli çekim merkezlerine dönüştüğünü hatırlattı.

Köylünün Yaylası da Aynı Bölgede

Elma Dağı’nın yalnızca yılkı atlarının yaşam alanı olmadığını vurgulayan Dur, Bağbaşı Köyü başta olmak üzere çevredeki yerleşimlerde yaşayan vatandaşların da yıllardır aynı bölgeyi ortak otlak ve yayla olarak kullandığını ifade etti.

Bölgedeki hayvancılık faaliyetlerinin nesiller boyunca sürdürülen bir gelenek olduğuna işaret eden Dur, büyükbaş hayvanların sabah saatlerinde yaylalara çıkarıldığını, gün boyunca doğal alanlarda otladıktan sonra akşam saatlerinde köylere geri döndüğünü belirtti. Bu sistemin kırsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydeden Dur, yayla alanlarının daralmasının köy ekonomisini doğrudan etkileyebileceğini söyledi.

GES Yatırımı Tartışması

Bölgede devam eden güneş enerji santrali (GES) yatırımlarının Elma Dağı çevresindeki doğal dengeyi etkileyebileceğine yönelik değerlendirmelerde bulunan Dur, yenilenebilir enerji yatırımlarının önemini kabul ettiklerini ancak enerji üretimi ile doğal yaşam arasında bir denge kurulması gerektiğini dile getirdi.

Dur, bölge halkının temel beklentisinin mevcut yatırım alanlarının daha fazla genişletilmemesi ve hayvanların kullandığı geçiş güzergâhlarının korunması olduğunu belirtti. Olası genişleme durumunda hem yılkı atlarının hareket alanlarının daralabileceğini hem de köylülerin hayvancılık faaliyetlerinde zorluk yaşayabileceğini ifade etti.

“Doğa ve Enerji Birlikte Var Olabilir”

Uzmanların da sıkça dile getirdiği sürdürülebilir planlama anlayışına dikkat çeken Dur, hayvan geçiş koridorlarının oluşturulmasıyla hem enerji üretiminin devam edebileceğini hem de doğal yaşamın korunabileceğini söyledi.

Bu tür uygulamaların dünyanın farklı bölgelerinde başarıyla hayata geçirildiğini belirten Dur, doğru planlamayla Elma Dağı’nda da benzer bir modelin uygulanabileceğini ifade etti.

Elma Dağı’nın Turizm Potansiyeli

Bölgenin gelecekte Uşak’ın en önemli doğa turizmi destinasyonlarından biri olabileceğini kaydeden Dur, yılkı atlarının kente özgü doğal bir marka değeri oluşturduğunu söyledi.

Fotoğrafçılık, doğa yürüyüşleri, kuş gözlemciliği ve kırsal turizm açısından Elma Dağı’nın önemli fırsatlar sunduğunu belirten Dur, doğal dokunun korunmasının yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da büyük kazanımlar sağlayacağını ifade etti.

Elma Dağı’nın yatırım alanı olmanın ötesinde, yılkı atlarının, köylülerin ve doğayla iç içe yaşayan insanların ortak yaşam sahası olduğunu vurgulayan Dur, bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Gülcan Aydoğdulu