Bazı hastalarda belirti göstermeden ilerleyen hastalıklardan biri olan safra taşı rahatsızlığı ile ilgili açıklama yapan Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Çakmak, 'Safra kanalına düşen taşlar, ciddi ve hayati riskler oluşturabilir' dedi.

Risk grubundaki bireyler grip ve benzeri hastalıklara dikkat etmeli
Risk grubundaki bireyler grip ve benzeri hastalıklara dikkat etmeli
İçeriği Görüntüle

Safra taşı rahatsızlığının büyük kısmının belirti vermeden ilerlerken çoğu zaman tesadüfen fark ediliyor. Özellikle sarılık ve idrar renginde koyulaşma gibi bulgular safra yollarında tıkanıklığın işareti olabiliyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Erol Çakmak, safra taşlarının çoğu hastada herhangi bir belirtiye yol açmadığını belirterek bu durumun hastalığın masum olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Safra kesesinin, karaciğerin altında yer alan ve sindirime yardımcı olan safrayı depolayan armut şeklinde bir organ olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erol Çakmak, 'Safra taşları, safranın içeriğinde bulunan kolesterolün kristalleşmesi sonucu zamanla oluşur. Safrada aşırı kolesterol veya bilirubin bulunması ya da safra kesesinin yeterince boşalamaması taş oluşumuna neden olabilir. Safra taşlarının büyük bir kısmı belirti vermez ve çoğu zaman ultrasonografik incelemeler sırasında tesadüfen tespit edilir' dedi.

'İdrar rengindeki değişim önemli bir uyarı olabilir'

Safra kesesi içerisindeki taşların, safra kesesi çıkışını tıkaması ya da safra kanalına düşmesi durumunda çeşitli şikâyetlerin ortaya çıkabileceğini vurgulayan Çakmak, 'Bu durumlarda karın ağrısı, sarılık, idrar renginin kırmızı veya kahverengiye dönmesi, ateş, üşüme, titreme, bulantı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Safra kanalına düşen taşlar, pankreasın iltihabi hastalığı olan akut pankreatite yol açarak ciddi ve hayati riskler oluşturabilir' ifadelerine yer verdi.

Zorlu safra taşı vakalarında lazer destekli tedavi

Safra taşı tanısında; muayene bulgularının yanı sıra kan ve idrar tetkikleri, ultrasonografi, gerekli durumlarda bilgisayarlı tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Çakmak, 'Safra kesesi hastalıklarının tedavisinde en sık tercih edilen yöntem laparoskopik cerrahidir. Safra kesesi ameliyatlarının yüzde 5'inden daha azı açık cerrahi ile yapılmaktadır. Safra kanalına taş düşmesi durumunda ERCP yöntemiyle ağızdan girilerek endoskopik olarak taş çıkarılmaya çalışılır. Ancak bazı zorlu taşlar bu yöntemle çıkarılamayabilir.' Son yıllarda geliştirilen kolanjioskop cihazının bu noktada önemli bir avantaj sağladığını ifade eden Çakmak, 'Ucu yaklaşık 1 milimetre çapında kamera bulunan bu sistem sayesinde safra yollarını doğrudan görüntüleyebiliyor, zorlu taşları lazerle kırarak çıkarabiliyoruz. Bu yöntem sayesinde hastalar daha büyük ve riskli ameliyatlardan korunmuş oluyor. Bununla beraber bu cihaz ile safra ve pankreas kanallarındaki darlıklar, şüpheli lezyonlar ve tümörler doğrudan görüntülenebiliyor, tanı amaçlı biyopsiler alınabiliyor' şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA