Henüz 13 yaşındayken eline aldığı iğneyi bugün hâlâ aynı özenle tutan 1964 Gediz doğumlu Feyzullah Hantaş, Uşak’ta geleneksel yorgancılığı sürdüren sayılı ustalar arasında yer alıyor. Fabrikasyon ürünlerin yaygınlaşmasıyla birlikte el emeğine dayalı üretimin gerilediğini belirten Hantaş, “Artık yorgancılık bir geçim kapısından çok kültürel miras niteliğinde” diyor.
Mesleğe 1977 yılında dayısı merhum Yusuf Azman’ın yanında adım atan Hantaş, zanaat yolculuğunu dört ayrı ustanın rehberliğinde pekiştirdi. Karadenizli Nadir Algın, Ali Bilgin ve kayınpederinin yanında geçen yılların kendisine yalnızca teknik bilgi değil, meslek ahlakı da kazandırdığını vurguluyor. “Yorgancılık sabrın diğer adıdır. İğneyle kuyu kazarsınız. Sabah başlarsınız, geceye kadar ilmek ilmek işlersiniz” sözleriyle emeğin inceliğini anlatıyor.
Bir Yorgan Günlerce Şekilleniyor
El yapımı bir yorganın ortaya çıkışı zahmetli bir süreci kapsıyor. Önce kumaş hazırlanıyor, ardından pamuk serilip dolgu yapılıyor. Son aşamada kenar çizimleri, desen uygulamaları ve sık iğne dikişleriyle ürün tamamlanıyor. Modelin ayrıntısına göre iki günde biten de var, bir haftayı bulan da.
Tek kişilik, çift kişilik, battal boy ya da çeyizlik özel tasarımlar… Her birinde farklı motifler kullanılıyor. Hantaş, “Her ustanın süsleme dili farklıdır. Nasıl ressamların üslubu varsa, yorgancının da iğne izi kendine özgüdür” ifadelerini kullanıyor.
Geçmişte beş kilo pamukla hazırlanan kalın yorganların bugün üç kiloya kadar düştüğünü belirten usta, bu değişimi konutlarda artan kalorifer ve doğalgaz kullanımına bağlıyor. İklim ve yaşam alışkanlıklarının üretimi doğrudan etkilediğini dile getiriyor.

“Çırak Yok, Heves Yok”
Mesleğin en büyük sorunlarından biri ise çırak yetişmemesi. Hantaş, son 30 yıldır dükkânında kalıcı bir çırak olmadığını söylüyor. Gençlerin önceliğinin meslek öğrenmekten ziyade maddi beklenti olduğuna dikkat çeken usta, kendi çıraklık döneminde ustaya duyulan saygının tartışılmaz olduğunu aktarıyor.
“Ben kalfa olana kadar para konuşmadım” diyen Hantaş, ustalarının kendilerini sadece işte değil hayatta da koruyup kolladığını, disiplin ve sorumluluk bilinci aşıladığını anlatıyor. Ona göre yorgancılık yalnızca üretim değil, karakter terbiyesi de sağlıyordu.
Sağlık İçin Doğal Dolgu
Hazır yorgan ve silikon içerikli ürünlerin yaygınlaşmasına da değinen Hantaş, doğal malzemenin önemine vurgu yapıyor. Pamuk ve yünün hava geçirgenliği sayesinde teri emdiğini, sentetik ürünlerin ise aşırı terlemeye yol açtığını belirtiyor. Vatandaşlara yılda en az bir kez yorganlarını yenilemelerini tavsiye ediyor.
Yalnızca yorgan değil, pamuk dolgu karyola yatağı da diken Hantaş, bir yatağın üretiminin yaklaşık bir gün sürdüğünü söylüyor. Fitilleme ve düğmeleme işlemlerinin ardından yatağın kullanıma hazır hale geldiğini ifade ediyor.
“Sevgi Olmasa Çoktan Bırakırdım”
Uşak’ta bu işi sürdüren iki-üç ustadan biri olduğunu belirten Hantaş, Türkiye genelinde yapılan bir araştırmada karşılaştığı “En genç yorgancı sensin” sözünün kendisini hem şaşırttığını hem düşündürdüğünü dile getiriyor.
İki kız babası olan usta, mesleğin geleceğini belirsiz gördüğü için çocuklarını bu alana yönlendirmemiş. Buna rağmen dükkânında çalışmaya devam ediyor. “Yorganı bitirip askıya astığımda bütün yorgunluğum geçiyor” diyerek bağlılığını özetliyor.
El emeğinin giderek azaldığı günümüzde Feyzullah Hantaş, iğnesi ve sabrıyla zamana karşı direnmeye devam ediyor.




