Son yıllarda market raflarında ve sosyal medyada giderek daha fazla karşılaşılan “proteinli ürünler” konusu uzmanların da gündeminde. Sevgi Erdinç, yüksek proteinli beslenmenin bir moda haline geldiğini ancak her bireyin bu kadar yüksek protein tüketmesine gerek olmadığını belirtti.
Uşak’ta danışanlarına beslenme konusunda rehberlik eden Erdinç, proteinli sütlerden protein barlara, hatta proteinli kahvelere kadar birçok ürünün piyasada yer aldığını ifade ederek, bu durumun tüketicilerde “daha fazla protein daha sağlıklıdır” algısını güçlendirdiğini söyledi.
Proteinlerin vücut için temel yapı taşlarından biri olduğunu hatırlatan Erdinç, kas dokusunun korunması, bağışıklık sisteminin desteklenmesi ve hormon üretimi gibi birçok hayati süreçte proteinlerin rol oynadığını vurguladı.
Özellikle büyüme çağındaki çocuklar, sporcular ve ileri yaş grubundaki bireylerde yeterli protein tüketiminin önemli olduğuna dikkat çeken Erdinç, ancak bu noktada en kritik kavramın “yeterli miktar” olduğunu dile getirdi.
Bilimsel verilere göre sağlıklı yetişkin bireylerin günlük protein ihtiyacının kilogram başına ortalama 0,8 gram olduğunu belirten Erdinç, 70 kilogram ağırlığındaki bir bireyin günlük yaklaşık 55–60 gram protein tüketmesinin çoğu zaman yeterli olduğunu söyledi.
Erdinç, dengeli bir beslenme düzeninde protein ihtiyacının karşılanmasının oldukça kolay olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Yumurta, süt ve süt ürünleri, et, tavuk, balık, baklagiller ve kuruyemişler düzenli tüketildiğinde günlük protein ihtiyacı çoğu bireyde zaten karşılanabiliyor. Bu nedenle ekstra proteinli ürünlere yönelmek çoğu zaman zorunlu değildir.”
Son dönemde özellikle spor yapan bireylerde veya kilo vermek isteyen kişilerde yüksek proteinli diyetlerin yaygınlaştığını ifade eden Erdinç, aşırı protein tüketiminin uzun vadede bazı riskleri beraberinde getirebileceğini söyledi.
Özellikle hayvansal protein kaynaklarının fazla tüketilmesinin doymuş yağ alımını artırabileceğine dikkat çeken Erdinç, böbrek hastalığı riski bulunan kişilerde de yüksek protein alımının böbrekler üzerinde ekstra yük oluşturabileceğini belirtti.
Protein eklenmiş ürünlerin artmasının her zaman gerçek bir ihtiyaçtan kaynaklanmadığını dile getiren Erdinç, gıda sektörünün tüketici eğilimlerini yakından takip ederek bazı kavramları pazarlama stratejisine dönüştürebildiğini ifade etti.
“Protein eklenmiş” ibaresinin tek başına bir ürünü sağlıklı yapmayacağını söyleyen Erdinç, tüketicilerin ürünlerin genel besin değerlerini incelemeden yalnızca bu ifadeye odaklanmasının yanıltıcı olabileceğini kaydetti.
Uzmanlara göre sağlıklı bir beslenme düzeni tek bir besin öğesine odaklanmaktan çok daha fazlasını gerektiriyor. Protein, karbonhidrat ve yağın dengeli şekilde tüketildiği; sebze, meyve ve tam tahılların da yer aldığı bir beslenme planı metabolik sağlık açısından çok daha önemli görülüyor.
Diyetisyen Erdinç, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Beslenmede amaç modaları takip etmek değil, bilimsel veriler doğrultusunda vücudun ihtiyaçlarını karşılayan dengeli bir düzen oluşturmaktır. Sağlıklı beslenme çoğu zaman daha fazlasını değil, yeterli ve dengeli olanı tercih etmekle başlar.”


