SELAMLAŞMAK

Merhabalar kıymetli okuyucularımız;

Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun. Ramazan-ı Şerifiniz mübarek olsun. Bu günkü köşemizde SELAM konusunu işleyeceğiz. Yüce Rabbimiz Nisa Suresinde; “Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır” buyurmaktadır.

Allah'ın 99 güzel isminden biri de olan selam; Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan; Her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden Allah anlamlarına gelmektedir.

Uşak’ta 3 ayrı operasyon 3 şüpheli tutuklu
Uşak’ta 3 ayrı operasyon 3 şüpheli tutuklu
İçeriği Görüntüle

İki Müslüman karşılaşınca veya ayrılırken birinin diğerine; "Es-selâmü aleyküm" veya "Selâmün aleyküm" yâni (dünyâda ve âhirette selâmette ol, sıhhat ve âfiyet, dünya ve ahiret meşakkatlerinden beri olmak, mü'min kullardan dua, meleklerden istiğfar, peygamberlerden şefaat sizin üzerinize olsun) demesi, diğerinin de; "Ve Aleyküm selâm" yâni (Bana ettiğin bu güzel duâ senin de üzerine olsun) diye söylemesidir.

Müslümanların, aralarında selamlaşmaları ilâhî bir emirdir. Kur’an-ı Kerim’de; "Size bir selam verildiği zaman ondan daha iyisiyle selam verin veya aynıyla mukabele edin." (Nisa 4/86). buyrulmaktadır.

İslam ulemâsı bu âyete dayanarak, selama mukabele etmeyi ilâhî emir bilmiş ve farz olduğuna hükmetmiştir. Ulemâ, âyete tahiyye emrinin umumi gelmiş olmasından hareketle, selamlaşmanın selam kelimesi ile olması gereğinde ittifak eder. Dolayısıyla "esselâmu aleyküm" diye verilen selama, Hayırlı sabahlar, Günaydın, Merhaba ve benzeri tâbirlerle mukabelenin câiz olmayacağını söylemişlerdir. Şu var ki ilk selam veren, selamdan başka bir kelime kullandı ise, beşeri münasebet gereği olarak verilen selam ile alınmalıdır.

Sünnete uygun verilmiş bir selamı el işaretleriyle almanın da ehl-i kitap tabir edilen Hristiyan ve Yahudilere benzemek anlamında olacağı için hoş bakılmamıştır.

Kur'ân-ı Kerim, gidilen yabancı evlere girerken selam vermeyi emrettiği gibi;

“Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.” (Nur, 24/27), kendi evine girerken selam vermeyi de emreder: "Evlere girdiğinizde nezdinizden olan mübârek ve hoş selamla kendinizi selamlayın" (Nur, 24/61).

Ebû Hüreyre (r.a)’den nakledilen: "Resulullah (a.s) buyurdular ki: "Biriniz bir meclise gelince selam versin. Kalkmak isteyince de selam versin. Birinci selâm sonuncudan evla değildir (ikisi de aynı ölçüde ehemmiyetlidir). [Tirmizî, İsti'zân 15, (2707); Ebû Dâvud, Edeb 150, (5208).] Hadisi Şerifi insanlarla hem karşılaşınca hem de ayrılırken sellam verilmesi gerektiğini bize hatırlatır.

Bir meclise girerken selam vermek o kadar mühimdir ki, Rasulullah arkadaşlarını uyarma ihtiyacı hissetmiştir. Aşağıda zikri geçen hadis tam da bununla ilgilidir;

Kelede İbnu Hanbel (r.a) anlatıyor: "Safvân İbnu Ümeyye (r.a) benimle, Resulullah (a.s) 'a süt, ağız ve bir miktar salatalık gönderdi. Aleyhissalâtu vesselâm o sırada Mekke'nin yukarısında idi. İzin istemeden selam vermeden huzuruna girdim. Bana: "Dön, esselâmu aleyküm, gireyim mi? de!" buyurdu. Ben de öyle yaptım." [Tirmizî, İsti'zân 18, (2711); Ebû Dâvud, Edeb 137, (5176).]

Hadis kaynaklarında, Hz. Peygamberin;

* Çocuklara da selam verdiği [Buhârî, İsti'zân 14; Müslim, Selam 14, (2168).]

* Toplu halde olanların içinden bir temsilcinin selam vermesinin, yine hepsinin değil bir temsilcinin selam almasının yeteceği[Ebû Dâvud, Edeb 152, (5210).]

* İki insanın akrşılaştığında önce davranıp selam vermenin daha makbul olduğu [Ebû Dâvud, Edeb 144, (5197); Tirmizî, İsti'zân 6, (2695).]

*Binekte olan yürüyene, yürüyen oturana, az çok'a selam vermesi gerektiği [Buhârî İsti'zân 4, 5, 6; Müslim, Selam 1, (2160); Ebû Dâvud, Edeb 145, (5198, 5199); Tirmizî, İsti'zân 4) ifade edilmiştir.

Selamın insana sevap kazandıran bir yönünün de olduğuna işaret eden Hz. Peygamber’in şu hadisi dikkat çekicidir;

İmrân İbnu Husayn (r. anhümâ) anlatıyor: "Biz Resulullah (a.s) 'ın yanında iken bir adam gelerek selamı verdi ve: "Esselâmu aleyküm!" dedi. Resulullah (a.s) selamına mukabele etti. Adam da oturdu. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm); "On (sevap kazandı!)" dediler. Sonra birisi daha geldi. "Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi!"dedi. Aleyhissalâtu vesselâm onun selamına da mukabele etti. Adam oturdu. Aleyhissalâtu vesselâm. -"Yirmi!" dediler. Sonra biri daha geldi ve: "Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtuhu" dedi. Resulullah, selamına mukabele etti, adam da oturdu. Hz. Peygamber bu sefer: "Otuz!" buyurdular." [Ebû Dâvud, Edeb 143, (5195); Tirmizî, İsti'zân 2, (2690).]

İslam kaynaklarında şu kimselerin selâm almamalarının uygun olacağı ifade edilir:

a. Kur'an okumakta olan,

b. Cuma günü minberde hutbe okuyan,

c. Hamamda yıkanmakta olan,

d. Tuvalette bulunan,

e. Ezan okuyan,

f. Namaz kılan,

g. Sofrada yemek yiyen,

h. Dua eden,

i. Su içen.

Yine şu kimselere selam verilmemesi gerektiği hatırlatılır;

Şu kimselere dinimizce selâm vermek doğru değildir;

a. Kâfire b. Kumar oynayana c.İçki içene d. Zina edene, e. Fal bakana f. Dinde olmayan şeyleri uyduranlara.

Bunların dışında ayrıca,

Açıktan Kur'an okuyana selâm verilmemesi gerektiği, İlmî sohbet yapanlara, ilmî çalışmalarda bulunanlara bu çalışmaları esnasında selâm verilmemesi gerektiği ve yine Kur'an dinleyenlere selâm verilmesi gerektiği ifade edilir. Ayrıca ezan okunurken, kamet getirilirken selâm alınıp verilmeyeceği verilirse mekruh olacağı ifade edilmektedir.

Rabbim Selam ismiyle üzerimize esenlik, bereket ve hayır yağdırsın. Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Muhabir: SALİH KILINÇ