Mübarek Kurban Bayramı’nın üçüncü gününe geldik. Eminim pek çoğunuz Kurban telaşı ve bayram ziyaretlerinin büyük bir bölümünü tamamlamışsınızdır. Şimdi bayram tatillinin kalan bölümünü günü birlik gezmelere ayırabilirsiniz. Bu yazıda sizlere üyesi olmaktan onur ve her birini tanımaktan mutluluk duyduğum “Uşak 21. Gün Sanat ve Kitap Kulübü” canlarıyla Murat Dağı’na ve yine Murat Dağı’nda bulunan “Karapınar Şelalesi” ne yaptığım o unutulmaz yolculuğu anlatmak istiyorum.

Karapınar 8

Her zaman söylerim. Murat Dağı benim için kutsal kitaplarda tasvir edilen cennettin ta kendisidir. Yeşilin her tonundaki ağaçlar, rengarenk çiçekler, başımızın üzerinde uçarken insan huzur veren kuşların sesi.

Karapınar 6

Bu kez sevgili eşim Gül Hanım da yanımda. Yani hurimi de aldım ve yeryüzünün cennetine yolculuğa çıktım. Murat Dağı’nın 1460 metre kadar yukarısında bulunan Gediz Belediyesi’ne ait kafeteryada nefis bir kahvaltı yaptık. Burası Uşak’a 95 kilometre kadar uzaklıkta Burada Gediz Belediyesi, kafeteryanın sorumlusu Sayın Yavuz Çetin ve ekibine bu güzel kahvaltı için çok teşekkür ediyoruz.

Uşaklılar! yarın sel baskını, sağanak ve dolu yağışına hazırlıklı olun! Uşaklılar! yarın sel baskını, sağanak ve dolu yağışına hazırlıklı olun!

Karapınar (11)

Dünyada birkaç yerde bulunan karlar arasında fışkıran termal suların bulunduğu hamamlara bu kez hiçbirimiz girmedik. Çünkü, Murat Dayı’nın güzelliklerini görmek için hissettiğimiz açlık vakit kaybına tahammülümüzü ortadan kaldırmıştı.

Kafeteryanın hemen bitişiğinde bulunan ve dağa adına veren Murat Gazi (Dede)’ye de bir Fatiha okumayı ihmal etmedik. Tarihçi Mehmet Pınar’ın Murat Dede ile ilgili araştırması, türbenin duvarında kitabe olarak yazılmış olup kimliği hakkında bizi aydınlatan şu bilgileri sizlerle paylaşmak isterim.

Karapınar 3

MURAT DEDE

“Burada asıl adı “Kara Bali” olan Murat Gazi yatar…

O Türkistan’dan Anadolu’ya göçüp gelen, nice uygarlıklar yeşerip boy attığı bu toprakları Türk yurdu haline getirmek için savaşırken oracıkta canını veren binlerce şehidimizden birisidir.

Onun destansı kişiliğinin dağı saran ışığında, Türkmen savaşçılarının şehitliğe yücelişini görürsünüz…

Murat Dede Germiyanoğulları’nın fetihlerine katılmış, savaş meydanlarında unutulmaz kahramanlıklar göstermiş, bilge bir efendi Dindymon (Murat Dağı) çarpışmaları bütün hızıyla sürüyor, Murat Gazi girdiği düşman saflarını darmadağın ediyordu. Nasıl olduysa oldu, bir düşman kılıcıyla ölümcül bir yara alıverdi.

Bir anda ortalık karışmış, gaziler Murat Gazi’yi çatışma alanının dışına çıkarmıştı. Başına toplanan gaziler çırpınıyor, derin kılıç yarasına tımar için “Birazcık su olsaydı” diye çaresizce çevreye bakınıp su için Yüce Yaradan’a yalvarıyordu. Umutların söndüğü çaresizliğin doruğunda, sırlar aleminin derinliklerinden gelir gibi su şırıltısı duyuluverdi. Kayaların arasından fışkıran su buhara saçarak çağıldıyor, her şeye gücü yeten Yüce Yaradan, Türkmen savaşçılarına adete bir fetih müjdesi veriyordu.

Gaziler, gönüllerinde Allah sevgisi, dudaklarında şükran dualarıyla bir suya bir Murat Gazi’ye koşuyor, gazilerin gazisini yaşatmaya çalışıyordu.

Oysa o sırada Murat Gazi de şehitliğe o yüce makama koşuyordu. Çünkü o seçilmişlerdendi.

Tam o sırada kardeşi de dağın başka bir yerinde çıplak sarp bir tepenin dibinde şehadet şerbetini yudumluyordu…

Sonra her iki şehidin bedenleri yan yana geldi. Kardeşi, şehitliğin gururu ve sevincini Murat Gazi ile paylaşmak istemişti.

Aslında bu her iki şehidin bayramıydı. Cennetin kokusunu duyuyorlardı.

Murat Gazi her şehidin makamının, mübarek kanının aktığı yer olması gereğine inandığı için kardeşine; “Be hey fikirsiz! Nerede şehit oldunsa var oraya git, senin makamın orasıdır” diyerek kardeşini o çıplak tepenin dibine gönderdi.

Murat Gaziyi hemen oraya, şehit düştüğü yere, adını bile bilmediğimiz kardeşini de o çıplak tepenin dibine gömdüler.

Rehberimiz emekli öğretmen Necdet Akça rehberliğinde bulunduğumuz noktadan Arapoğlu Yaylası’na doğru tırmanmaya başladık. Minibüsümüz arkadan geliyordu. Bastığımız her yerden yeryüzü ile buluşan sular ve inanılmaz doğal manzaralar eşliğinde 500 metre kadar tırmandıktan sonra burada bulunan piknik alanında bir kısmımız dinlenirken bir kısmımız biraz daha tepeye çıkıp suyu böbreklere iyi geldiği rivayet edilen çeşmeden su içti. Daha sonra piknik alanında hep birlikte termoslarla getirdiğimiz çayları içip yine edebiyat ve sanat dolu bir sohbetle mutluluğumuz ve keyfimizi pekiştirmiş olduk.

Türbe

BURASI GİZLİ BİR CENNET BAHÇESİ

Rehberimiz Necdet Akça Hocamızın köyü olan Çukurören köyündeki Karapınar Şelalesi’ni görmek için minibüsümüz hareket ediyor. Murat Dağı‘nın 2312 metre yüksekliğindeki karlara hayranlıkla bakıyoruz.

Karapınar 7

Çukurören köyünden Altıntaş ilçesi yolundan sağa sapıp yaklaşık 12 kilometre uzaklıktaki Karapınar Şelalesi’ne doğru ilerlerken bir gün önce bölgede yağan şiddetli yağıştan dolayı yolda oluşan çamurdan dolayı minibüsümüz ilerleyemedi.

Karapınar 5

Bizde araçtan inerek yaklaşık 3-5 kilometre ilerideki Karapınar Şelalesi’nde yürüyerek gitmeye karar verdik. İyi ki de öyle yaptık. Karapınar Şelalesi aynı zamanda Gediz Nehrinin doğduğu noktada bulunuyor. O köpürerek küçük şelaleler yapan Gediz nehri, her yerden sızan sular, yemyeşil devasa ağaçlar, tertemiz bahar havası…

Orman İşletme Müdürlüğü tarafından inşa Karapınar Piknik Alanı’na kadar gelebildik. Şelaleye bir kilometre kadar bir yol kalmıştı. Ancak kimsede derman kalmayınca orada bulunan bir traktörün römorkunda bu mesafeyi kat ettik.

Karapınar

Aman Allah’ım!

Yok böyle bir güzellik. Ağaçların arasında saklanmış gizli bir cennet bahçesi. Yeşilin her tonunu taşıyan ağaçların arasında metrelerce yüksekten dökülerek iki ayrı bölüm oluşturan bembeyaz köpüklü sularıyla adeta “cennet burasıdır” diyen Karapınar şelalesi karşımızdaydı.

Karapınar 4

Gördüğümüz manzara, nefeslerimizi kesmiş, hepimiz hayran hayran bu güzel şelaleye bakıyorduk. Orman İşletme Müdürlüğü şelale çevresine çok güzel ağaç bir yürüme bandı ve seyir terası yapmış. Ellerine ve yüreklerine sağlık.

Uşak’a 114 kilometre uzaklıktaki bu cennet tasviri doğal güzelliği mutlaka görün derim. Görünce bana teşekkür edeceksiniz.

Karapınar 1

(SALİH KILINÇ / GEZİ YAZILARI)

Muhabir: SALİH KILINÇ