Uşak’ta geçmişin izini süren yerel araştırmacı ve tarih meraklısı Alp Arslan Dur, Uşak’ın önemli yapılarından Burma Camii üzerine dikkat çekici bir değerlendirme paylaştı. Dur’un aktardığı bilgilere göre Burma Camii, yalnızca bir ibadet mekanı değil; farklı medeniyetlerin üst üste inşa ettiği çok katmanlı bir tarih sahnesi.

Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi’nin 17. yüzyıldaki anlatımlarına dayanan bilgiler, caminin bulunduğu alanın geçmişte de önemli bir merkez olduğunu ortaya koyuyor. Çelebi’nin bahsettiği taş köprü, namazgah ve kabristan üçlüsü; bugün Tabakhane Köprüsü ve Koca Mezar çevresiyle örtüşüyor. Bu durum, bölgenin asırlardır hem geçiş hem ibadet hem de defin alanı olarak kullanıldığını gösteriyor.

Burma Camii’nin kesin inşa tarihi netlik kazanmış değil. Rivayetlere göre yapı, 16. yüzyılda Hacı Hasan oğlu Hacı Mustafa tarafından yaptırıldı. Ancak aynı isimde başka bir caminin varlığı, bu bilgiyi tartışmalı hale getiriyor. Bazı tarihçiler ise yapının kökenini Germiyanoğulları dönemine kadar uzandırıyor.

Eldeki en somut veri ise cami girişindeki kitabe. Hicri 1185 (1769–1771) tarihini taşıyan bu yazıt, yapının İmam Abdullah tarafından harap halden yeniden inşa edildiğini ortaya koyuyor. Bu da bugünkü mimari yapının 18. yüzyılda şekillendiğini gösteriyor.

Burma Camii, tek başına bir yapı değil; geçmişte geniş bir sosyal sistemin merkezinde yer alıyordu. Molla Abdullahoğlu Vakfı’na bağlı olan bu yapı; camiyle birlikte köprü, kabristan, dükkanlar ve çeşmeden oluşan bütüncül bir yaşam alanını kapsıyordu. Arşiv kayıtlarına göre bu sistem, düzenli gelirlerle sürdürülen güçlü bir vakıf düzenine dayanıyordu.

Biberiye: Hafızayı Canlandıran ve Saçı Uzatan Doğal Mucize
Biberiye: Hafızayı Canlandıran ve Saçı Uzatan Doğal Mucize
İçeriği Görüntüle

Yapının mimarisi incelendiğinde farklı dönemlerin izleri açıkça görülüyor:

Giriş bölümündeki kırmızı tuğla kemerli nişler, Bizans mimarisini andıran detaylar barındırıyor.

Orta kubbenin antik sütunlar üzerine oturduğuna dair bulgular, daha eski bir yapı evresine işaret ediyor.

Ana ibadet alanı ve büyük kubbede ise Germiyan ve Osmanlı dönemlerine ait devşirme taş kullanımı öne çıkıyor.

Tüm bu veriler ışığında Burma Camii, tek bir döneme ait olmaktan çok uzak. Antik çağlardan Bizans’a, oradan Germiyan Beyliği’ne ve Osmanlı’ya uzanan çok katmanlı bir geçmişi bünyesinde barındırıyor.

Dur, konuyla ilgili daha geniş bilgi ve kaynakların ilerleyen süreçte paylaşılacağını belirtti.

Muhabir: Gülcan AYDOĞDULU