Ramazan ayında günün ilerleyen saatlerinde artan gerginlik, baş ağrısı ve odaklanma güçlüğü birçok kişinin ortak deneyimi. “Açlık psikolojisi” olarak adlandırılan bu durumun gerçekten var olup olmadığı ise merak konusu. Uşak’ta diyetisyenlik görevini sürdüren Diyetisyen Sevgi Erdinç, konuya bilimsel çerçeveden yaklaşarak önemli değerlendirmelerde bulundu.
Kan Şekeri Düşüşü Davranışı Etkiliyor
Erdinç’e göre uzun süreli açlık, kandaki glikoz seviyesinde azalmaya yol açıyor. Beynin temel yakıtı olan glikozun düşmesi; halsizlik, dikkat dağınıklığı ve huzursuzluk gibi belirtileri beraberinde getirebiliyor. Özellikle iftara yakın saatlerde ortaya çıkan ani öfke, tahammülsüzlük ve baş ağrısı, çoğu zaman bu biyolojik değişimle bağlantılı.
Toplumda “açken sinirli olmak” şeklinde ifade edilen durumun, aslında kan şekeri seviyesindeki gerilemeye bağlı davranışsal tepkilerle açıklanabildiğini belirten Erdinç, bu sürecin geçici olduğunun altını çizdi.
Asıl Neden Her Zaman Açlık Değil
Ancak ruh halindeki dalgalanmaların tek sorumlusu açlık değil. Ramazan’da değişen uyku düzeni önemli bir etken. Sahur nedeniyle kesintiye uğrayan gece uykusu ve geç saatlere kadar süren sosyal yaşam, gün içinde yorgunluğu artırabiliyor. Yetersiz dinlenme; stres hormonlarını etkileyerek kişinin duygusal dayanıklılığını azaltabiliyor.
Uzmanlara göre uyku eksikliği yaşayan bireylerde daha hızlı öfkelenme, motivasyon kaybı ve zihinsel performans düşüşü gözlemlenebiliyor. Bu nedenle birçok kişinin “açlığa” bağladığı tablo, aslında uyku düzensizliğinin bir yansıması olabiliyor.
Susuzluk da Ruh Halini Zorluyor
Bir diğer kritik unsur ise sıvı kaybı. Gün boyunca su tüketilememesi, özellikle sıcak havalarda hafif düzeyde dehidrasyona neden olabiliyor. Susuzluk; baş ağrısı, enerji düşüşü ve konsantrasyon problemleriyle kendini gösterebiliyor. Bu belirtiler de çoğu zaman sinirlilik olarak yorumlanıyor.
İftara Doğru Artan Beklenti
Ramazan’ın sosyal ve manevi atmosferi de psikolojik süreci etkiliyor. Günlük rutinlerin değişmesi, iş temposunun sürmesi ve iftara doğru artan yemek beklentisi sabırsızlığı tetikleyebiliyor. Uzmanlara göre bu durum geçici ve iftar sonrası dengeli bir öğünle birlikte genellikle normale dönüyor.
Dengeli Beslenme ve Uyku Şart
Ruhsal dengeyi korumak için iftar ve sahurda protein ve lif açısından zengin besinlerin tercih edilmesi öneriliyor. Kan şekerini ani yükseltip düşüren ağır ve aşırı şekerli yiyecekler yerine daha dengeli tabaklar hazırlanması gerektiği vurgulanıyor.
Ayrıca iftar sonrası hafif tempolu yürüyüşler sindirimi desteklerken stres seviyesini de azaltabiliyor. Uzmanlar, iftar ile sahur arasında yeterli su tüketiminin ihmal edilmemesi ve mümkün olduğunca düzenli uyku alışkanlığının korunması gerektiğini belirtiyor.
“Tamamen Hayal Ürünü Değil”
Diyetisyen Sevgi Erdinç, “Açlık psikolojisi tamamen hayal ürünü değildir; fizyolojik temellere dayanır. Ancak ruh halindeki değişimlerin tek nedeni açlık değildir. Uyku düzeni, sıvı dengesi, beslenme içeriği ve günlük stres faktörleri birlikte değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.




