TOPRAK ÜRÜNLERİNİN ZEKÂTI – ÖŞÜR
Topraktan elde edilen ürünlere de zekât vermek gerekir. Buna öşür denilmektedir. Fıkıh alimleri, “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden verin. Kendinizin ancak içiniz çekmeye çekmeye alabileceğiniz âdi şeyleri hayır diye vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah zengindir, bütün iyilik ve güzellikler O’na mahsustur” (Bakara 2/267), ayetiyle tarım ürünlerinin de zekâtının verilmesi gerektiğini söylerler.
“Çardaklı ve çardaksız bağları, değişik ürünleriyle hurmaları, ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen biçimlerde zeytin ve narları meydana getiren O’dur. Her biri ürün verdiğinde ürününden yiyin; hasat günü de hakkını verin, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am 8/141) Fakihlerin çoğunluğuna göre bu ayette geçen “hak” tabirinden kastedilen toprak ürünlerinden verilen zekâttır.
Topraktan elde edilen hangi ürünün zekâtı verilir, hangi ürünün zekâtı verilmez? Bu konuda fıkıh alimleri farklı görüşler belirtmiştir.
İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe’ye göre; topraktan elde edilen bütün tarım ürünlerinin zekâtı vardır. Bu ürünlerde nisap miktarı aranmaz. İster çok olsun ister az olsun zekâtı verilir ve üzerinden bir yıl geçme şartı da bulunmamaktadır. Tahıl ürünleri hasat edildiğinde, meyve ve sebzeler ise toplandığında zekâtı verilir.
Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre; tarım ürünlerinin zekâtının verilebilmesi için tahılda olduğu gibi bir sene bozulmadan kalabilme özelliğinin bulunması gerekir. Bu ürünlerde nisap miktarı vardır.
İmam-ı Şâfii ve İmam Mâlik’e göre bir yıl muhafaza edilebilen ve gıda maddesi özelliği bulunan tarım ürünlerinin zekâtı verilir. Şafiiler, meyvelerden ise sadece üzüm ve hurmanın zekâta tabi olduğunu söylemişlerdir.
Ahmed b. Hanbel, Ebû Hanîfe’ye yakın bir görüşe sahiptir. O da bütün tarım ürünlerinin zekâta tabi olduğunu söyler. Ona göre zekâtı verilen tarım ürününün gıda maddesi olması şart değildir. Keten, pamuk gibi giyim sektöründe kullanılan ürünlerin de zekâtı verilir.
Hanefî fıkıh kitapları, Ebû Hanîfe’nin bütün tarım ürünlerinin zekâtı verilir görüşünü benimsemişlerdir. Fıkıh alimlerinin çoğunluğuna göre toprak ürünlerinin zekatında nisap şarttır ve nisap miktarı beş vesktir (=653kg). Bu miktara ulaşmayan ürünler zekâta tabi değildir. Alimler bu görüşlerine Rasulullah (as)’ın “Beş veskten az (üründe) zekât yoktur” hadisini delil gösterirler. (Ebu Ubeyd, el-Emval, nr.1422-1424).
Hz. Peygamber (as) şöyle buyurmuştur: “Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde öşür (1/10), kova (el emeği) ile sulananlarda nısf öşür (1/20) vardır.” (Buhari, Zekât, 55) Bu hadise göre toprağın sulama şekli zekât miktarını belirlemektedir. Toprak; dere, nehir, ırmak ve yağmur suyu gibi tabi yollarla emek verilmeden sulanıyorsa 1/10; kova, motor, elektrik ya da ücretli su ile sulama yapılıyorsa 1/20 oranında zekât verilir. Eğer toprak hem nehir ve yağmur sularıyla hem de emek sarf edilerek elde edilen su ile sulanıyorsa bu durumda hangisinden daha fazla kullanılıyorsa ona göre zekâtı verilir.
Günümüzde sulama masraflarının yanına gübre, mazot, işçilik gibi masraflar da eklenmiştir. İslam masrafı ve emeği dikkate alır. İslam’ın adalet terazisi hassastır. Bu durumda yapılan masraflar düşüldükten sonra tarım ürünü nisap miktarına ulaşıyorsa doğal yollarla sulanan toprakta 1/10, emek ve masrafla sulanan toprakta 1/20 oranında zekât verilmesi gerekmektedir.
Öşürde akıl ve buluğa erme şartı aranmaz. Mal sahibi, akıl hastası veya çocuk ise velisi veya vâsileri onun adına zekâtını verir.
Toprak ürünlerinin zekâtı yalnızca mali bir sorumluluk değil aynı zamanda kulun Rabbine olan şükrünün bir göstergesidir. Çiftçi şunu düşünür: “Bu ürünleri ben sadece alın terim ve el emeğim ile elde etmedim. Bunlar bana Rabbimin bir lütfudur.” Bereketin bolluğun devamı için ihtiyaç sahibinin hakkını vermek gerekir.




