Susam bitkisinden yağ üretimi konusunda çalışmıştır. Bir müddet sonra şeker pancarı yetiştirme denemelerinde başarılı olunca 1923 yılında Mehmet Hacım öncülüğünde kurulan Uşak Terakki Ziraat Türk Anonim Şirketine, Mehmet Hacım'ın bizzat daveti ile kâtip üye olarak katılmıştır.
Uşak Şeker Fabrikası kuruluş çalışmaları için, şirket idare heyeti tarafında Ankara'da işleri takip etmekle görevlendirilmiştir.
Uşak Şeker Fabrikası'nın 1926 yılında işletmeye açılmasından sonra bir süre kâtip olarak şirkette çalışmıştır. Fabrikanın 1930 yılında Sanayi Maden Bankası'na devredilmesi üzerine köyüne dönerek çiftçiliğe devam etmiştir. 1958 yılında Uşak'ta vefat etmiştir.
Cumhuriyetimizin iktisadi kalınmasında ilk tuğlayı koyan bu cesur girişimci iftihar ettiğimiz dedemiz Nuri Şeker sözünü de sakınmayan bir adammış. İşte Nuri Şeker dedemizin az bilinen Atatürk ve Latif Hanım’la ilgili bir anısı:
Uşak Şeker Fabrikası’nın kurucularından Nuri (Şeker) Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Uşak gezisini şöyle anlatır:
“Merasime iştirak etmek üzere Ankara’dan hükümet başkanımızın hanımları da gelmişti. O zaman Gazi’miz de bir Uşaklı hemşerimiz olan, Latife Hanım’la evli bulunuyordu. O da hanımını birlikte getirmişti. Türk Milletini yeni bir devreye ulaştıran bu tarihi yerde, törenden sonra uygun bir zamanda, hemen Gazi Paşa’nın yanına sokuldum. Türkiye’de bir şeker fabrikası kurabilmek için gerekli ve ihtiyaç gördüğüm çalışmamdan kısaca kendisine bahsettim.
Beni büyük bir dikkatle dinledi. Şeker fabrikası kurma fikir ve uğraşıma onun bu derece yakın bir ilgi göstereceğini asla aklıma getirmemiştim. Kendisine bono satılarak kurulacak fabrikaya hissedar olmasını istediğimi söyleyince elini cüzdanına attı. Yanında para olmadığını görünce, her zaman olduğu gibi o sırada da yanında bulunan başbakan İsmet Paşa’ya dönerek:
-‘Bir miktar hisse senedi alınız’ dedi. O zaman işin ciddiyetini pekiyi anlamamış olacak ki, İsmet Paşa, 10 lira vererek ancak beş tane hisse senedi aldı. Bu hal beni çok düşündürmüş ve hatta ümitsizliğe düşürmüştü. Fakat bu ve buna benzer birçok sıkıntıların kamçıladığı ruhum gerçekten nasırlaşmıştı. Artık klasik olaylar bende hiçbir tesir yapmıyordu.
Daha sonra, trende bulunan Uşaklı hemşerimiz ve büyük kurtarıcımızın eşi Latife Hanım’ı görmeye gittim. Giriştiğim işler konusunda onu da aydınlattıktan sonra, bilhassa bir Uşaklı olarak, ona da, bir miktar hisse senedi alması için ricada bulundum.
-‘Yanımda para bulundurmuyorum’ diyerek, yataklı vagonun aşçısından aldığı elli lira ile 25 bono satın aldı. Bunun üzerine Latife Hanım’a yarı şaka yarı ciddi olarak:
-‘Gazi Paşa’nın da yanında para yoktu. Ekmek elden su gölden geçinip gidiyorsunuz galiba’” dedim.
Kaynak: Atatürk ve Unutulmaz Anıları, Ahmet Gürel, Bülent Türker, Nisan 2009
(SALİH KILINÇ / HAZIRLAYAN)