Uşak Turizm ve Kültür Müdürlüğünde şef olarak çalışan Türkolog ve Halk Bilimci Murat Erşad Al, Dudu Nine ve Asım’ın öyküsünü şöyle aktarır

Gençlik Baharı ve İlk Sızı

Bundan yıllar önce, köyün kekik kokulu yamaçlarında iki genç yürek çarpar birbirine. Biri köyün gözbebeği, fidan gibi Dudu; diğeri ise dürüstlüğüyle, mertliğiyle bilinen delikanlı Asım. Onların sevdası, dağların arkasından doğan güneş gibi saf ve berraktır. Gizli gizli buluştukları çeşme başları, birbirlerine verdikleri sözlerle şenlenir. Asım’ın niyetidir ilk hasatta Dudu’yu istemek, onunla aynı damın altında yaşlanmak.

Ancak kader, dağ rüzgârları gibidir; sert eser ve yön sormaz.

Dudu’nun babası, kızını köyün ileri gelenlerinden, varlıklı bir başkasıyla evlendirmeye karar verir. Dudu günlerce ağlar, diller döker ama nafile. O dönemin töresi, büyüklerin sözü çiğnenemez bir duvardır. Dudu, kalbini Asım’da bırakarak, hiç istemediği bir adamın peşinden, telli duvaklı başka bir eve gelin gider.

Ayrılık ve Gurbet

Bu evlilik, Asım’ın dünyasını başına yıkar. Sevdiğinin başkasına yar olduğunu görmek, bu dağları ona dar eder. İçindeki yangına ne köyün havası çare olur ne de dertleştiği dostları. Bu acıya daha fazla dayanamayan Asım, bir sabah heybesini toplar. Arkasına bile bakmadan, o zamanlar pek çok Anadolu gencinin yaptığı gibi, çok uzaklara… Almanya’ya gurbete gider. Gidiş o gidiştir; köyden ayağını tamamen keser, bir daha ne bir mektubu gelir ne de ondan bir haber alınır. Asım, adeta sisli dağların arasında kaybolup gider.

Uşak Atapark'ta Su Borusu Patladı
Uşak Atapark'ta Su Borusu Patladı
İçeriği Görüntüle

Fakat dünya evinde de adalet tez işlemez. Dudu’nun evlendirildiği adam, ona ne sıcak bir yuva verir ne de kıymetini bilir. Birkaç yıl süren mutsuz bir evliliğin ardından, Dudu’yu arkasında hiçbir şey bırakmadan terk edip köyden gider.

Dudu, genç yaşında yapayalnız kalır. Ama o, dağ köylerinin o mağrur ve dik duruşlu kadınlarındandır. Kimseye eyvallah etmez, kaderine küsüp köşesine çekilmez. Toprağına tutunur, ömrünü vakur bir sessizlikle sürdürür.

Bugün: 72 Yaşın Sessizliği

Aradan upuzun on yıllar geçer… Bugün Dudu Nine, 72 yaşında, yüzündeki her çizgisinde o dağların, o eski sevdanın ve yalnızlığın izini taşıyan bilge bir çınardır.

Köyün yükseklerinde, ahşap evinin önünde oturup uzağa, dağların kıvrılarak uzandığı gurbet yollarına baktığında akrabaları bilir ki o, aslında 72 yaşındaki bir ihtiyar değil; kalbi hâlâ o çeşme başında kalan genç kızdır. Kulakları her kapı çalınışında, her yabancı ayak sesinde ister istemez bir anlığına sızlar.

Asım’dan ise hâlâ hiçbir haber yoktur. Kimi "Gurbet elde kendine başka bir hayat kurdu" der, kimi "O acıyla fazla yaşamadı, toprak oldu" diye fısıldar. Ama hikâyenin aslı, Denizli’nin o dumanlı dağlarında, iki insanın ruhunda kilitli kalmıştır.

Bir Dağ Türküsü Gibi...

Dudu Nine, bitip tükenmeyen o derin sessizliğiyle, Anadolu’nun yarım kalmış, gurbetle ve sabırla yoğrulmuş binlerce hikâyesinden birinin yaşayan son şahididir. Onun hikâyesi, kavuşamamış ama birbirinden de kopamamış iki yüreğin sessiz ağıtıdır. Bizde bu hikayeyi bizzat Dudu Nine'den dinleyince ona söz verdik türkü yapacağımızı... Ortaya bu çıktı...

Ancak kader, dağ rüzgârları gibidir; sert eser ve yön sormaz.

Muhabir: SALİH KILINÇ