Uşak’ın Bağbaşı köyünde geçtiğimiz Pazar günü oldukça üzücü olaylar yaşandı. GES yüzünden köylü ve jandarma karşı karşıya geldi.

(GÜNCELLEME: 17.14)

Neydi mesele?

Taykar ve Potens şirketleri Bağbaşı köyü yanında 105 bin güneş paneli kurmak istiyor. Bunun kapladığı alan yaklaşık 9 milyon metrekare. Ancak köylülerin açtığı dava sonucunda, Taykar şirketinin 60,22 hektarlık GES projesine ilişkin verilen ÇED Olumlu kararı hakkında Uşak İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Kurmak istediği alanda Bağbaşı, Ortaköy, Bozköy, Yaşamışlar vs, birçok köyün yaklaşık 3 bin hayvanı otlanıyor, su içiyor. Oradan akan derelerle milyonlarca metrekare tarla sulanıyor, meyve sebze yetişiyor. Ayrıca yılkı atlarının yaşam alanı.

Köylüler de buna istinaden tarım alanlarının yok olacağını, çevrenin mahvolacağını belirterek GES istemediklerini ileri sürdü mahkemeye başvurdu.

Uşak İdare Mahkemesi de köylülerin şikâyetini inceledi. Bilirkişi raporlarını dikkate alarak bir karar verdi. Mahkeme 17 Eylül 2026 tarih ve 2026/81 Nolu kararında;” Taykar Enerji Üretim Pazarlama Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Uşak-1 Güneş Enerjisi Santrali (40 MWm / 40 MWe - 60,22 ha) ve Elektrik Depolama Tesisi (40 MWh / 40 MWe - 0,076 ha)” projesinin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olmadığı anlaşıldığından söz konusu proje hakkında davalı idarece tesis edilen dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu'' kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” diyor ve yürütmeyi durdurma kararı veriyor.

Buraya kadar her şey normal. Ancak o da ne? Mahkeme kararına rağmen 18 Ekim Pazar günü Taykar Şirketi 2 tır malzemeyi GES kuracağı alanı taşımak istedi. Bunu duyan köylüler avukatları ve mahkeme kararıyla bu zorbalığa engel olmak istedi.

Ancak karşılarında 50 jandarmayı buldular. Başlarındaki komutan karşı çıkan köylülerin gözaltına alınması emrini verdi. Sonuçta muhtar dahil 8 kişi gözaltına alınıp bırakıldı.

Mahkeme köylülerin başvurusunu haklı bulmuş. Yürütmeyi durdurma kararı vermiş.

Uşak’ı yönetenlerin GES Şirketinin bu karara uyması gerekmez mi?

Haklı olan köylüden ve adaletten yana tavır alması gerekmez mi?

Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı ortadayken, köylüler neden kendilerini jandarmayla karşı karşıya buldu? Bu müdahalenin hukuki gerekçesini Uşak kamuoyuna kim açıklayacak?

Bir vatandaş, mahkeme kararına dayanarak hakkını savunurken neden kendisini devletin güvenlik güçleriyle karşı karşıya bulur?

“AYIPTIR GÜNAHTIR ZULÜMDÜR…”

Kim ne derse desin Büyük ozan Ahmet Arif’in tabiriyle “Namus işçisi yani Yürek işçisi olarak ve de 63 yıllık Uşaklı olarak köylüme yapılan bu muameleye karşı olduğumu buradan haykırmak istiyorum.

Benim derdim ne güneş enerjisiyle ne de yatırımla. Benim derdim adaletle. Bu ülkede mahkeme kararları uygulanmayacaksa vatandaş hakkını nerede arayacak? Köylü toprağını, suyunu, hayvanının otlağını korumak istediğinde karşısında neden güvenlik güçlerini bulacak? Adalet yalnızca güçlü olanın değil, hakkını arayan köylünün de güvencesi olmak zorunda.”

Ulu Önder. M. Kemal Atatürk; “Köylü Milletin Efendisidir” demiş. Kölesi değil.

“Olsun Be Yaradan Vardır

Sanma ki Zalimin Yanına Kardır

Mazlumun Ahı Devirir Şahı

Elbet Bir Zamanı Vardır”

Yunus Emre