Yazarımız Salih Kılınç, kendine özgü üslubuyla Uşak'ın sorunlarını dobra dobra ve mizahi bir dille kaleme aldı.

Bu işte bir terslik var ama çözemedim gitti.

Uşaklı olarak “Okullar yıkılmasın” dedik. Yıktılar.

“Çevre Yolumuz yapılsın” dedik. 15 yıldır yapılmadı

‘Millet Bahçesine Cami yapılmasın’ dedik. ‘Yapacağız’ dediler.

‘Murat Dağı’na Dokunmayın’ dedik. ‘Dokunacağız’ diye inat ediyorlar.

‘Uşak’ın alt yapısı yenilenmeli’ dedik. ‘Olmaz’ dediler.

Bağbaşı Köylüleri: “Meramız “SİT” TİR git GES’ini başka yerde kur” dediler. Mahkeme kararına rağmen gözaltına alındılar.

‘Uşaklı olarak yeni bir otogar istiyoruz” dedik. Tık yok.

‘Uşaklı olarak yeni bir stat istiyoruz’” dedik. Tısss…..

‘İlçe yollarımız yapılsın’ dedik. “Aha bugün aha yarın’ diye diye yıllar geçti.

“Tarihi Hükümet binamızı yıkmayın’ diyoruz. “Yıkacağız” diyorlar.

Gerçekten bu işte bir terslik var. Ama anlamadım gitti. Tüm Türkiye’de mi böyledir?

Yoksa devlet büyüklerimiz Uşak’ı ve Uşaklıyı mı sevmiyor?

Uşaklı mı devlete inat ediyor? Devlet mi Uşaklıyla inatlaşıyor? Anlayan beri gelsin.

Sussan olmuyor, susmasan olmaz

Dil dursa hâkim bey tende can durmaz

Ne yalan söyleyeyim, son günlerde haber yapan yazı yazan gazetecileri hep içeri alınca tırsmış ve bir daha yazı yazmamaya karar vermiştim.

Baktım, yazanı da yazmayanı da içeri alıyorlar…

Benim goca Uşaklımın dediği gibi; “Oldu olacak kırıldı nacak” deyip inat edip yazdım.

Çok sevdiğim bizim Banazlı Mehmet Kurtuluş Can geçende paylaşmış. Çok hoşuma gitti.

“Ardıyla inatlaşan donuna eder” Bizde inat edip yazdık ama inşallah donumuza etmeyiz. (Tabi can Mehmet öyle yazmamış. Ben biraz kibarlaştırdım)

Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunda büyük etkisi olan Şeyh Edebali Hazretlerinin bir sözü vardır. Hepiniz bilirsiniz.

“İnsanı yaşat ki; devlet yaşasın” diye

Galiba devletlilerimiz bu sözü yanlış anlayıp şöyle uygulamaya başlamışlar:

“İnsanı ve doğayı öldür ki devlet yaşasın”

Uşak ve Uşaklı da bir terslik var ama çözerseniz bana da haber verin. Beynim yandı.