Uşak’ta Milli Mücadele’nin bilinmeyen yönleri gün yüzüne çıkıyor. Uşak’ın tarihine ışık tutan paylaşımlarıyla dikkat çeken Uşaklı araştırmacı Alp Arslan Dur, Kurtuluş Savaşı döneminde şehirde yaşanan örgütlenme sürecini ve öncü isimleri detaylarıyla anlattı.
Dur’un aktardığına göre, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı sonrası içine girdiği dağılma süreci, Anadolu’da yalnızca bir işgal dönemi değil, aynı zamanda yerel direnişlerin filizlendiği kritik bir kırılma yarattı. Özellikle İzmir’in işgali sonrası Batı Anadolu’da artan tehdit, Uşak’ta da halkı harekete geçirdi. Ancak bu hareket, ilk etapta tek sesli bir direnişten ziyade kararsızlıklar ve arayışlarla şekillendi.
Uşak’ta Milli Mücadele’nin en dikkat çeken özelliği, askeri bir hareketten önce sivil bir bilinçle başlaması oldu. Türk Ocağı çevresinde toplanan gençler ve aydınlar, gelişmeleri bir “var olma meselesi” olarak değerlendirerek harekete geçti. Henüz 16-17 yaşlarında olan gençlerin bile bu sürecin içinde aktif rol alması, direnişin tabana yayıldığını ortaya koydu.
Kısa sürede örgütlenen bu yapı, Redd-i İlhak Cemiyeti ile bağlantılı bir çekirdek kadro oluşturdu. Sökeli Hilmi Bey, Selanikli Fuat Bey ve Yüzbaşı Hakkı Bey gibi isimlerin yer aldığı bu yapı, yalnızca yerel değil, bölgesel bir direniş ağının parçası haline geldi.
Araştırmaya göre, 17 Temmuz 1919 tarihi Uşak için bir milat oldu. Milli kuvvetlerin şehre girişiyle birlikte, daha önce hazırlanan örgütlü yapı sahaya yansıdı. Bu gelişme, askeri gücün ötesinde planlı ve koordineli bir direnişin sonucu olarak değerlendiriliyor.
Bu sürecin perde arkasındaki en kritik isimlerden biri ise Sökeli Hilmi Bey olarak öne çıkıyor. Stratejik hamleleriyle bilinen Hilmi Bey’in, hem şehir içindeki dengeleri yönetmesi hem de cephe ile koordinasyonu sağlaması dikkat çekiyor.
Milli kuvvetlerin Uşak’ta hakimiyet sağlamasının ardından direniş yeni bir evreye geçti. İbrahim Tahtakılıç liderliğinde kurulan Heyet-i Merkeziye, adeta alternatif bir yönetim gibi çalışarak karar alma ve kaynak yönetimini organize etti.
Toplanan yardımların düzenli şekilde cepheye aktarılması ve ciddi bir mali kaynağın oluşturulması, bu yapının başarısını gözler önüne serdi. Aynı zamanda bölgedeki diğer şehirlerle kurulan bağlantılar, Uşak’ı yalnızca bir direniş noktası olmaktan çıkararak önemli bir merkez haline getirdi.
Uşak direnişinin en çarpıcı yönlerinden biri de gençlerin aktif rol alması oldu. Henüz 17 yaşındayken cepheye katılan Alaeddin Tiritoğlu, oluşturduğu birlikle sahada görev aldı. Yeni evli olmasına rağmen cepheye gitmesi, dönemin fedakârlık ruhunu gözler önüne serdi.
Tiritoğlu’nun yalnızca cephede değil, istihbarat ve organizasyon alanlarında da görev üstlenmesi, Uşak’taki mücadelenin çok yönlü yapısını ortaya koydu.
Gediz ve Simav’ın da sürece dahil olmasıyla birlikte Uşak, bölgesel bir güç haline geldi. Bu gelişme, yerelden başlayan bir hareketin nasıl büyüyebileceğinin en somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Alp Arslan Dur’un paylaşımlarına göre Uşak’taki mücadele üç temel yapı üzerine kuruldu: stratejik aklı temsil eden Sökeli Hilmi Bey, kurumsal yapıyı inşa eden İbrahim Tahtakılıç ve sahada mücadeleyi sürdüren gençler.




