Uşak’ın tarihi fotoğraf ve arşiv çalışmalarıyla tanınan Uşaklı Alp Arslan Dur, Osmanlı siyasi tarihinde önemli bir kırılma noktası olarak kabul edilen Kuleli Vak‘ası üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Dur, 1859’da yaşanan olayın yalnızca bir darbe teşebbüsü değil, aynı zamanda Meşrutiyet fikrinin ilk filizlendiği örgütlü muhalefet hareketlerinden biri olduğunu vurguladı.
Tanzimat ve Islahat Fermanları sonrası değişen devlet yapısının yol açtığı gerilimler, Kırım Savaşı’nın ardından derinleşen ekonomik sıkıntılar ve merkezi yönetimdeki çözülme tartışmaları, dönemin siyasi atmosferini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldı. Bu süreçte ortaya çıkan “Fedailer Cemiyeti”, Osmanlı’da bilinen ilk gizli siyasi örgütlenmelerden biri olarak kayıtlara geçti.
Cemiyet içerisinde ulema, asker ve bürokrasi çevresinden birçok isim yer alırken, dikkat çeken figürlerden biri de Uşak kökenli Hoca Nasuh Efendi oldu. Fatih Medresesi hocaları arasında yer alan Nasuh Efendi’nin, hareketin ideolojik ve dini zeminine dolaylı katkı sunduğu, gizli toplantılarda bulunduğu ve bu nedenle yargı sürecinde “üçüncü dereceden müttehim” olarak değerlendirildiği ifade edildi.
Kuleli Kışlası’nda yürütülen yargılamalar sonrası idam kararları verilse de, hukuki eksiklikler nedeniyle cezaların sürgün ve kalebentliğe çevrildiği biliniyor. Nasuh Efendi’nin Limni Adası’na gönderildiği, daha sonra çıkan af ile İstanbul’a döndüğü ve ilmî faaliyetlerine yeniden devam ettiği aktarılıyor.
Araştırmada ayrıca Nasuh Efendi’nin Uşak’taki vakıf faaliyetlerine de dikkat çekildi. Eybek Mahallesi’nde inşa ettirdiği mescidin uzun yıllar bölge halkına hizmet verdiği, ancak günümüze ulaşamadığı belirtildi. Ailesinin ilmi geleneğini sürdüren Nasuh Efendizade Mustafa Asım Efendi ise Osmanlı’nın son döneminde önemli görevlerde bulunarak Meşrutiyet sürecine kadar uzanan çizgide etkili oldu.
Tarihsel değerlendirmeye göre Kuleli Vak‘ası, başarısız bir girişim olmasına rağmen Osmanlı’da örgütlü muhalefetin ve anayasal düşüncenin şekillenmesinde kritik bir rol oynadı. Bu hareket, daha sonra Yeni Osmanlılar ve Jön Türkler’e uzanan siyasal dönüşüm sürecinin de öncülleri arasında gösteriliyor.
Uşaklı Alp Arslan Dur’un ortaya koyduğu bu çalışma, hem yerel tarih ile Osmanlı siyasal tarihi arasındaki bağı güçlendiriyor hem de Uşaklı bir âlimin imparatorluk ölçeğindeki etkisini yeniden gündeme taşıyor.




