Her gün evden çıkıp işe gidiyorum. Katettiğim toplam mesafe iki kilometre bile değil. Ama inanın, artık bu kısacık yol bile beni yoruyor.

Mesafeden değil trafikteki saygısızlıktan, acelecilikten, kuralsızlıktan.
Daha işime varmadan kendi kendime söylenmeye başlıyorum. Çünkü yolda yalnızca araç kullanmıyoruz birbirimizin sabrını da sınıyoruz.
Yaya geçidinde bir insan bekliyor. Karşıya geçecek. Ayağınızı gazdan çekmek, birkaç saniye durmak bu kadar mı zor? O yaya siz olabilirsiniz, çocuğunuz olabilir, anneniz, babanız olabilir. Direksiyona geçince bunu neden unutuyoruz?
İleride kırmızı ışık yanıyor. Önünüzdeki araçların durduğu belli. Geçemeyeceğiniz de belli. Buna rağmen aradaki boşluğu kapatıyor, başka bir aracın geçişini engelliyorsunuz. Size bir faydası yok ama başkasının yolunu kesmeye yetiyor.
Sonra korna...
İyi ki şu korna varmış, Bas, bir daha bas, yetmedi uzun uzun bas Sanki kornaya abandıkça kırmızı ışık yeşile dönecek, önümüzdeki araçlar ortadan kaybolacak, bütün yollar bize açılacak.
Arkadaş, o kornaya bu kadar basınca ne değişiyor? Trafik mi açılıyor işin mi kolaylaşıyor Yoksa yalnızca birbirimizin sinirini biraz daha mı bozuyoruz?
Ben de işe yetişmeye çalışıyorum. Benim de yapacak işlerim, yetişmem gereken saatler var. Benim de kafam dolu. Üstelik bu yalnızca benim için geçerli değil. O yoldaki herkesin bir işi, bir derdi, bir telaşı var.
Ama herkes kendi telaşını diğerinin önüne koyarsa bu yolculuk nasıl bitecek?
Bazen gerçekten içimden geçiyor Ben de mi sizin gibi olayım?
Yayaya yol vermeyeyim mi? Araya girmek için başkasını sıkıştırayım mı? Geçişi kapatayım, sonra da kornaya mı abanayım? Kurala uymak için beklediğim her yerde beklediğime pişman mı olayım?
İnsanı en çok bu duygu yoruyor. Doğru olanı yaparken kendini enayi yerine konmuş hissetmek… Birine yol verdiğinizde arkanızdan korna çalınması, kurala uyduğunuzda sanki hata yapmışsınız gibi tepki görmeniz
Kimse kimseden büyük bir fedakarlık beklemiyor. Yaya geçidinde durun. Geçemeyeceğiniz yere girmeyin. Birinin geçişine ihtiyaç varsa biraz boşluk bırakın. Önünüzdeki sürücünün neden beklediğini anlamadan kornaya basmayın.
Biraz silkelenelim, biraz düşünelim. Karşımızdaki insanın da en az bizim kadar yorgun, bizim kadar dalgın, bizim kadar telaşlı olabileceğini hatırlayalım.
Ben iki kilometre bile sürmeyen bir yolun sonunda işe öfkelenerek varmak istemiyorum. Her sabah aynı gerginliği yaşamak, her akşam eve aynı bıkkınlıkla dönmek istemiyorum.
Sizin gibi olmak da istemiyorum.
Ama kurallara uymaya çalışırken her gün aynı soruyu sormaktan gerçekten bıktım.